Mayıs 2020 Posts

“Pergelden Neyi Bekledik De Ne Verdi?”

 

İsmet Özel‘in ciddî sağlık meseleleri sebebiyle olsa gerek epey bir aradan sonra İstiklâl Marşı Derneği İnternet sitesinde (kendi ifadeleriyle: internet portalinde) 30 Ramazan 1441 (22 Mayıs 2020) tarihli bir yazısı yayınlandı.
Üst başlık(serlevha): Pergelin Yazmaz Sivri Ucu; Başlık: Pergelden Neyi Bekledik De Ne Verdi?
Bu yazının birkaç yerinden alıntılar:

“Düşeriz ve düşünürüz. Düşme hâdisesi insanın hayat macerasında en eleştiriye açık durumu ifade eder. Zihni bir şeye takıldığı için mi, dalgınlıktan, takılmadığı için, fikri sabite husumeti sebebiyle mi düştü? Nerede yürüdüğüne dikkat etmiyor mu? Başına bir şey geleceği içinde gizli bir korku mu? Bunların hepsi çocukça şeyler veya bir şeye çocukça deyişimiz o şey hakkında ‘ambalajlanmış bir ifade’ bulamayışımızdandır. (…) Çocukların hareketlerinin hepsi yürüme ve konuşma dâhil öğretilmiştir. Bu bakımdan çocukça bir şey hiç yok ve olmadı. (…) Düşmek düşünmeği zaruri kılar. (…)

Mustafa Kutlu’nun “Hatasız kul olmaz” başlıklı yazısından alıntılar

 

Yazarın Yeni Şafak gazetesinde çıkan 20 Mayıs 2020 tarihli bu yazısından yaptığım alıntılamalar ve verdiğim link, yazının kıymetinden ötürü azıcık da olsa daha çok kişinin okumasına mütevazı bir katkı olsun diyedir.

“Orhan Gencebay ile anılan arabesk müziğinin sözleri çokluk halkın inanç ve değerleri ile örtüşüyordu (Fevkalâde kabul görmesinin sebeplerinden biri de budur). Yazımıza başlık olarak seçtiğimiz unutulmuş parça bunlardan biridir. (…)
Hz. Peygamber bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor: “Kim bir Müslüman kardeşinin ayıbını araştırır, kusurunu ortaya koyarsa, kıyamet gününde Allah onun ayıbını ortaya koyar. Kim bu dünyada bir Müslüman kardeşinin ayıbını örterse Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter.”
(…)
Hicap etmek (veya duymak) aynı zamanda hayâ etmek demektir. “Hayâ”nın mânaları şunlardır: 1. Utanma, sıkılma duygusu. 2. Allah korkusu sebebi ile kötü, ahlâk dışı ve günah olan şeylerden kaçınma. 3. Ahlâk kaidelerine bağlı olma. Edeb, ar, namus.

Akıl ve tarikat: genç bir siyasetçinin bu konuda kesin ve çok kendinden emin göründüğünü yansıtan hükmü

 

2002 sonrasının genç siyasetçilerinden, Bakan ve Başbakan yardımcısı olarak hükümette görev yapmış, bir süre önce de partisinden ayrılıp yeni bir parti kurmuş bir zâta herhangi bir tarikata mensup olup olmadığı sorulduğunda kendisinin de ailesinden hiç kimsenin de tarikatla ilgisinin olmadığı yolunda kesin ve çok kendinden emin bir tavrı yansıtan, hüküm türü bir cevap verdiğine ve gerekçesini de vurgulu bir biçimde belirttiğine dâir bir ‘internethaber’ havâdisi okudum. ‘Bidebunuizle’ programında, gazeteciler Yavuz Oğhan ve Akif Beki’nin sorularını yanıtlarken söylemiş.

CNN TÜRK’teki bir Canlı Yayın (tartışma) üzerine sıcağı sıcağına kısa bir izlenim notu

 

Epeydir böyle programlar izlemiyordum. Bu kez izleme gafletinde bulundum. Ömer Lütfü Avşar, Hakan Bayrakçı, Hadi Özışık ve Nedim Şener’in katıldığı, Başak Şengül’ün yönettiği program bir sâkinlik yansıtmadığı gibi baskın olarak sağduyu da yansıttığı söylenemez sonuç olarak.

“Doğa ile oyun olmaz”

 

Bu gün (3 Mayıs 2020) Yeni Şafak’ta çıkan Rasim Özdenören‘in yazısının başlığını başlık olarak alıntıladım. O yazının birkaç yerinden yapacağım alıntılar oluşturacak bu yazıyı.

“Bizi burada bu korona denen virüsün insan eliyle mi üretildiği, hayvandan insana mı sıçradığı, ticaret savaşlarının bir oyunu mu olduğu hususları ilgilendirmiyor.
Bu almaşıklardan hangisi geçerli olursa olsun, durum, son tahlilde, insanın doğayı istismar etmesi gerçeğini ortaya koyuyor…
(…)
İnsan doğaya nasıl davranırsa doğa da insana öyle cevap veriyor…
İslam telakkisinde insan eşrefi mahlûkattır, yani yaratılanların en şereflisi… Bu nedenle ona deniyor ki: ‘Doğaya şerefli olanlara özgü tutumla muamelede bulun!’