İsmail Kara’nın “Dağ Ne Kadar Yüce Olsa Portreler 2” kitabından (Dergâh Yayınları 1.Baskı Kasım 2020) özellikle merhum Selçuk Eraydın hakkında bazı intibaları ve verdiği bilgiler
” (…) Emin ve diri adımlarla yürüyor; geldiği yahut yere bastığı fark ediliyor. Yaşına göre genç ve dinç. Bu hususiyetleri sebebiyle hiçbirimiz ona diğer hocalarımız arasında İmam Hatip Okullarının ilk mezunlarından biri olarak bakamadık zannediyorum. Mütevazi mi yoksa vakur mu? Belki ikisinin arasında bir yerde… Kendisine mahsus mesafeleri var fakat çekingen talebelerin bile ona yanaşmasına mani olmayan türden bir mesafe bu. Görme, anlama ve tasnif etme kapasitesi yüksek olmakla beraber bu tarafı kendini hemen ele vermiyor. (…). Hoca masasına çıkıp oturduğunda o derste neleri anlatacağına dair yüzünde net işaretler yok gibi. Ders takrirlerinde kesinlikle meydan okumuyor, talebeye tahakküm etmiyor, acelesi de yok. Fakat konuşmaya ve anlatmaya her zaman hazır ve arzulu. Talebenin o yıllarda bitmek tükenmek bilmeyen sorularını ciddiye almaya ve cevaplamaya da…
İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nde Tasavvuf Tarihi derslerimize gelen rahmetli Selçuk Eraydın hoca ile alâkalı ilk intibalarımı böyle aktarabilirim. (…)