FÎHİ MÂ FÎH’de Altmışbirinci Fasıl’dan alıntılar
“Bazı kimseler muhabbet, mûcib-i hizmettir (hizmet gereğidir) derler. Oysa bu böyle değildir; belki mahbûbun meyli gereken hizmettir. Eğer mahbûb, muhibbin hizmetle meşgûl olmasını isterse, muhib hep hizmet eder; ve eğer mahbûb hizmet istemez ise, muhibbin hizmeti terk etmesi münâfî-i muhabbet (muhabbete aykırı) değildir. Nihâyet eğer o hizmet etmezse, o muhabbet ona hizmet eder; belki asl olan muhabbettir, hizmet ise fer’dir. Eğer, yen hareket ederse, elin hareketindendir; yoksa elin hareketi ile, yenin de hareketi gerekmez. Meselâ bir kimsenin büyük cübbesi vardır; içinde hareket eder; ve cübbenin taharrük etmemesi (oynamaması) câizdir. Yoksa cübbeyi tahrîk eden olmadıkça, cübbe oynamaz. Bazıları cübbeyi bir şahıs sanmışlar ve yeni, el tasavvur eylemişlerdir. Bu el ve ayak, yen ve çizme başka el ve ayaktır. Filân filânın elinin altındadır ve filanın eli bu kadar şeye erişir ve filana söz el verir derler. O el ve ayaktan garaz kat’an bu el ve ayak değildir. Nasıl ki arı balmumunu bal ile toplayıp gitti ise, o emîr geldi ve bizi toplayıp gitti. Zîrâ onun varlığı evvelen şart idi; sonunda bakası şart değildir.
