Haziran 2017 Posts

Gökhan Özcan’ın “Vehim vehim” başlıklı yazısından…

 

Başımıza gelen bir şey, bizim olmasını umduğumuzdan başka bir şey oluyorsa hiç hoşumuza gitmiyor bu. Çünkü ne olmasını umuyorsak, sadece onun hakkımızda hayırlı olduğuna inanıyoruz. Dilimizden hazır kalıp tevekkül ifadeleri dökülüyor olsa da; içimizden neyin hakkımızda iyi, neyin kötü olduğunu ‘kendi’mizden başkasının bilemeyeceğine inanıyoruz. (…)

Süleyman Seyfi Öğün’ün “Yürüyüş…” başlıklı yazısının son bölümü

 

(…) Pekiyi, siyâsal amaçlı yürüyüşler ne oldu? Sayın Kılıçdaroğlu’nun başlattığı yürüyüş nedense aklıma Tom Hanks’in etkileyici bir oyunculuk sergilediği, yürüme eyleminin en “non-sense” hâllerini anlatan Forrest Gump filmini getirdi. Bu filmi seyretmiş olanlar ne demek istendiğini çok iyi anlar…
http://www.yenisafak.com/yazarlar/suleymanseyfiogun/yuruyus-2038546

Okuduğum bazı yazılardan seçtiğim sözler…

 

“(…) Tahayyül, tasavvur gibi, tasarımdan daha kapsayıcı, kuşatıcı kavrayışlardan yoksunlaşıyoruz. Tasarım fetişizmi ve enflasyonu biraz da tahayyülsüzlük ve tasavvursuzluğun neticesi gibi gözüküyor. Haydi George Carlin gibi söyleyelim: Daha çok tasarlıyor; ama daha az tasavvur ve tahayyül ediyoruz. (…)”(Süleyman Seyfi Öğün)
(http://www.yenisafak.com/yazarlar/suleymanseyfiogun/tahayyulu-olmayan-dunyada-bek-sorunu-2038484)

Bizde siyasette de, entelektüel ortamda da ortak değer yargıları yok

 

İktidardaki parti ve ikinci büyük muhalefet partisi ortak hareket edebiliyorlar şimdilerde. Ana muhalefet partisi ise hemen her durumda iktidara karşıt pozisyonunu sürdürüyor. Bu karşıtlık onun başlıca özelliği. 16 Nisan Referandum sonuçlarına bile rıza göstermedi bu parti. İtirazını Yüksek Seçim Kurulu sonuca bağladığı ve kararını açıkladığı halde ısrarını sürdürdü ama tabii ki yapacağı birşey kalmadı. Hâlâ zaman zaman “biz kazandık ama hakkımız yendi” anlamında bir söylemi tekrar ediyor.

Düşündürücü bir olay ve iki yazı…

 

İlki Londra’da 27 katlı dev bir binadaki yangın… İçinden insanların kaçıştığı, alevlerin azgınca yayılarak tüm binayı sardığı, görüntüsü insanların acizliğini ve her an başlarına ne geleceğini bilemeyerek, dahası böylesi durumlarla karşılaşılabileceğini sanki hiç akla getirmeden yaşadıklarını; hele bu dünyadaki yaşamın tüm yönleriyle bir imtihan olduğunu, bunun sonunda ise bu dünya hayatından tamâmen farklı ve ebedî bir mutluluk ya da azabın yaşanacağına sahiden de bilgi olarak da inanmayanların çoğunluğu teşkil ettiğini düşündüren bir olay…