Ekim 2023 Posts

Kılıçdaroğlu nasıl bunları söyleyebiliyor!

 

Televizyonda CHP grup toplantısında Kılıçdaroğlu konuşuyor. Tam anlamıyla ağzına geleni söylüyor. Saray diyor, Saray’da oturandan söz ediyor. Sayın Erdoğan’ın avukatından olumsuz ve suçlayıcı anlamda söz ediyor. Kuru-sıkı itham ediyor siyasî iktidarı, Cumhurbaşkanı’nı, Cumhurbaşkanı’nın avukatını.

Gerçi hangi konuşmasında Kılıçdaroğlu makul, yerinde, anlamlı sözler söyledi ki !

Sanki Anamuhalefet Partisi lideri ağzına geleni söyleyebilir gibi bir anlayış var onda! Olabilir mi? Bu ülkede hukuk var, mahkemeler var; bir siyasetçi olarak, dahası anamuhalefet partisi lideri durumundaki bir kişi bunları gözetmeli değil mi? Elbette gözetmelidir, ama galiba o böylesi konuşmalar yapmakla daha fazla bir etki umuyor. Oysa gelişigüzel yapılan hiçbir konuşmadan hiçbir siyasetçi yarar ummamalı.

Cumhurbaşkanı bugün Kılıçdaroğlu’nun söylediklerini hoş mu görmeli, dahası şöyle mi düşünmeli: “Yahu anamuhalefet partisi lideri adam, ne yapacak, boş mu duracak, elbette iktidarı ve onun liderini kendince suçlayacak konular, olaylar bulacak; itham edecek türlü vesilelerle, böylece görevini yapacak, boş durmamış olacak. O’nun vazife anlayışı bu; vazifesini yapıyor.”

Ama insan anamuhalefet partisi lideri de olsa biraz geçmişteki liderleri ve seçkin siyasetçileri gözönüne alır, değil mi? İsmet İnönü’yü, Kasım Gülek’i, Turhan Feyzioğlu’nu, Deniz Baykal’ı, Bülent Ecevit’i… Naçizane, bir vatandaş olarak, CHP’nin, tarihinde ilk kez bu kadar zaafiyet yansıtan bir liderle yoluna devam ettiği kanısındayım. Maalesef genel başkanlığa talip görünen diğer iki siyasetçi de CHP’lilerin beklentisine uygun yetenek ve çapta degiller bana göre. Ne ki, her ikisi de Kılıçdaroğlu’ndan daha az not almazlar bir yoklama yapılabilse.

76 yaşında bir vatandaş olarak şimdiye kadarki CHP genel başkanları arasında en az not vereceğim siyasetçi ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’dur.

İsrail’in emri altında ABD

 

İsrail’in Gazze’yi nasıl vuracağı (kuzeyden mi, güneyden mi) hâlen açıklık kazanmış değil. ABD ise İsrail’e sayısı giderek değişen uçak gemisi göndermekle meşgul. ABD mazlumdan yana değil, zâlimden yana. Hiç sürpriz yapmıyor. Herhalde ABD’nin dünyada en ziyade desteklemeye lâyık gördüğü ülke İsrail. Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan ABD’yi eleştiriyor İsrail’in Gazze’ye zulmüne destek verdiği için ama ABD’den hiç ses yok! ABD’nin en yakın dostu İsrail. Bu apaçık bir gerçek. Dışişleri Bakanı Blinton İsrail’i ziyaretinde kendisinin de Yahudi olduğunu açıklamıştı.

“Bilim”

 

2 aylık düşünce dergisi olarak yayınlanan Teklif‘in (KETEBE Kitap ve Dergi Yayıncılığı AŞ) Temmuz 2023, sayı 10’dan İlahiyatçı bilim adamlarının Bilim üzerine görüş ve yaklaşımlarından alıntılar oluşturacak bu yazıyı.

“Tabii, müzakerenin başında olduğumuz için nereden başlayacağımızı belirlemeden, neyi konuşacağımızı tayin etmek zor olduğu gibi, neyi konuşacağımızı belirlemeden de nasıl konuşacağımızı tayin edemeyiz. Bilimsel bilgi makul bir şekilde -yöntemli olmak ile makuliyeti eş anlamlı olarak kullanabiliriz burada- problem çözme faaliyeti olarak temayüz ediyor (kendini gösteriyor). İnsanlar, toplumlar ve hattâ kurumlar problemlerini çözerek varlıklarını sürdürürler. Problem çözmenin bir tek yolu yoktur. Her problem çözme faaliyeti, bilimsel sıfatını taşımaz. Bunlar arasında bilimsel olma sıfatını hakkeden, kısaca makul olan, yani bir usûle bağlı olandır. Her şeyden önce niye biz bilim diye bir konuyu tartışacağız? (…) Mesela Türkiye’de bir üniversite, yükseköğretim dediğimiz bir kurum var ve orada müesses (kurulu) faaliyetler mevcut ve orada çok sayıda ana bilim dalları… ‘Onların ortak paydası nedir?’ sorusunun cevabı -en azından benim görebildiğim kadarıyla- açık değil.” (Tahsin Görgün)

“Bu bir sorun.” (İhsan Fazlıoğlu)

İbrahim Kalın’ın “Barbar/Modern/Medenî -Medeniyet Üzerine Notlar” kitabından alıntılar

 

“Medenîliğin, medeniyet yapısının büyük cüssesi altında ezilip kaybolması ender rastlanan bir durum değildir. Roma’nın vahşi zevk ve işret düşkünlüğü, gladyatorlerin birbirleriyle ve yırtıcı hayvanlarla ölümüne savaştırıldığı arenada çıkar karşımıza. Hindistan’da kadınların, kocalarının ölümü üzerine cenaze töreninde onunla birlikte öldürülmesi / yakılması anlamına gelen “sati” (dul yakma) geleneği, Hindular arasında uzun yıllar uygulanmıştır. (dipnot: Bkz. John Stratton Hawley (Ed.), Sati, the Blessing and the Curse: The Burning of Wives in India (Oxford University Press, New York, 1994).”

Yahudi Blinken bu kimliğini İsrail’de beyan etmeyi ABD’yi temsilen yaptı

 

ABD Dışişleri Bakanı Blinken İsrail’in Gazze’yi sürekli bombaladığı şu günlerde kalkıp İsrail’e geliyor ve onlara ilk hitabında “Ben sadece ABD Dışişleri Bakanı olarak buraya gelmedim, ben bir Yahudi olarak buradayım.” anlamına gelen bir söz sarfediyor. Demek istediği şu: “Ben bir Yahudi olarak sizin bu savaşınızda sizlerleyim, yanınızdayım; burada bunu açıklamayı önemsiyorum.” Her hâl ve durumda İsrail’e geldiğinde bu beyanı yapmakla kendisini mükellef görmüş. Kimbilir uçak yolculuğu sırasında ne kadar heyecanlıydı!

İşte ABD bu! O’nun dışişleri bakanı böyle bir kafa yapısına sahip. Biden da yahudi olmasa bile bu güncel cepheleşmede Yahudilerden yanadır.

Gazzeli garibanlara saldırırken, onları adeta büyük bir suç işlemiş gibi gören yahudilerin en büyük destekçisi elbette ABD. Dünyanın bu en güçlü görünen ülkesi dış işleri bakanının o beyanda bulunmasını büyük ihtimalle tabii, hoş ve faydalı görmüştür.

Gazze’ye “ölüm ablukası” 6. gününde iken, ABD’nin tavrı ve yaklaşımı da böyle yansır durumda sürerken, kimbilir dünyanın nerelerinde bu ülkeye ve onu temsil edenlerin sözlerine, yaklaşımlarına “kahrolsun ABD” bedduası karşılık oluyordur! İsrail Gazze’yi bombalayıp dururken ABD’nin de onun arkasında olması doğrudan doğruya zulüm üstüne zulümdür. Kahrolsun zâlimler (İsrail ve ABD), yaşasın mazlumlar (zulme uğrayanlar) (Gazzeliler) !