Uncategorized Posts

“Hiç kimsenin kafamızı karıştırmasından endişe duymayalım.”

 

İsmet Özel‘in İstiklâl Marşı Derneği internet portali İsmet Özel Köşesi’nde ALIN TERİ GÖZ NURU üst-başlığı altında YAKIŞIKLI CESET başlığıyla çıkan 20 Şevval 1444 (10 Mayıs 2023) tarihli yazısının(http://www.istiklalmarsidernegi. org.tr/IsmetOzel?Id=173&Katld=7) birkaç yerinden yapacağım alıntılamalardan (bunlardan ilki o yazının birinci paragrafından bir cümle olup alıntı olarak bu yazının başlığını teşkil etmekte) oluşacak bu yazı.

” Fertlerin cesetleri olur; ama devletlerin olmaz. ‘Canlı cenaze’ tabirini fertler için kullanırız; devletler için değil. (…) XXI. Hıristiyan asrında hâlâ bir Türk gücü varsa onun nerede saklı olduğu bilgisi sırdır. Fertlerin cesetlerinin yakışıklı olup olmadığı kimleri, niçin ilgilendirir bunu bilmiyorum. Bildiğim ölmeden önce biçimden biçime şekil değiştiren ve ölmeleri halinde cesetten mahrum kalan devletlerin ölüm başlarına geldikten sonra geriye bir şey bırakmadıklarıdır. (…) Hadiseyi kavramak için her çağın kendine mahsus bir efsane yarattığını bilmemiz lâzım.

“Dünyayı ölçtüğümüz terazinin bir kefesinde basın-yayın yoluyla dünyaya bindirilmiş bir yük bulunuyor. Diğer kefede ise mübrem ihtiyaçların giderilmesi uğruna işleyişini sürdüren finanstan bağımsız bir ‘reel’ ekonomi yer alıyor.” (Bu yazının başlığını alıntı olarak teşkil eden cümlenin o yazıdaki yeri)

Bu seçimin önemini kavrayıp ona göre oy vermek…

 

Önümüzdeki Pazar günü (14 Mayıs 2023) yapılacak seçim, anlam ve önemi bakımından bundan önceki seçimlere benzemiyor. İki ittifak bu seçimde karşı karşıya. Birisi, adı Millet İttifakı olsa da o millet partiler olarak CHP, İYİ Parti, DEVA, GELECEK Partisi, DEMOKRAT Parti, SAADET Partisi’nden oluşuyor ve adı Altılı Masa diye anılırken bu masa etrafında İstanbul B.Ş. Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara B.Ş. Belediye Başkanı Mansur Yavaş da oturuyordu. HDP’nin de bu partiler ve kişilerden oluşan masa etrafındakilere sempatisi olduğu ve onlarla dayanışma hâlinde olacağı izlenimi en azından vatandaşlarda var. İttifaklardan biri bu.

Diğer ittifak buna göre oldukça sade. AK Parti, MHP, Yeniden Refah Partisi, Büyük Birlik Partisi, Hür Dava Partisi (Hüda Par)

Belirttiğim bu iki ittifakın olduğu bir seçim gerçekleşecek 14 Mayıs 2023 Pazar günü. Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlarının bu seçime çok yüksek oranda katılacağı (yurt içinde ve yurt dışında) tahmin ediliyor.

İki Cumhurbaşkanı adayı (Recep Tayyip Erdoğan ve Kemal Kılıçdaroğlu) yarışacak bu seçimde. Yukarıda belirttiğim iki ittifakın Cumhurbaşkanı adayları bu iki isim.

Ayrıca vatandaşlarımız milletvekillerini de seçecekler istedikleri partilere oy vererek.

Seçim öncesi aylardır konuşulanlara, tartışılanlara bakıldığında iki ittifak arasında bir karşılaştırma yapmak, her iki ittifakın özelliklerinden söz etmek mümkün.

Hâlâ kendini Erdoğan’a rakip ve denk sananlar var!

 

Altılı-yedili diye anılan masa denince kimi isimler geliyor hemen akla. Onlardan biri ve başlıca dikkat çekici olanlarından Kemal Kılıçdaroğlu o masanın Cumhurbaşkanı adayı. Hâlen Cumhurbaşkanı olan Tayyip Erdoğan gittiği şehirlerde hep büyük kalabalıklarca izlendiği gibi İstanbul mitinginde de bir milyon yediyüzbin insanın onu izlediği gözönüne alınırsa düşünülmesi gerekir ki, millî irade kendisini apaçık yansıtıyor o mitinglerde. O masanın bir şahsı olan ve hâlen İstanbul B.Ş. Belediye Başkanı olarak görevde bulunan Ekrem İmamoğlu, Tayyip Erdoğan’ın muhteşem İstanbul mitingi kendisini ister istemez harekete geçirmiş olmalı ki, bazı illerimize gidip konuşmalar yapmayı istedi; bu arada Erzurum’a da uğradı ve bir karışıklık çıktı orada. İzin alınıp yer belirlenmeden konuşma yapıldığına dair söylentiler, karışıklığa yol açıldığını yansıtan tartışmalar oldu. O da kendisini Tayyip Erdoğan’ın itibarına yakın görme hayaliyle hareket ediyor olmalı! Oysa Kemal Kılıçdaroğlu, o ittifakın Cumhurbaşkanı adayı, kendisi değil. Buna rağmen rahat ve sâkin olamıyor, Tayyip Erdoğan’ın Türk Milleti nezdindeki itibarını kıskanarak hareket hâlinde olmaya çalışıyor. Erzurum’da olanları izledi insanlarımız ekranlardan. Şu anda da Konya’da olduğu sesinden anlaşılıyor. Tayyip Erdoğan hepsinin harekete geçmesine, telaşlanmalarına sebep oldu. Ne ki onunla aşık atamazlar, onun milletin nezdindeki itibarına erişemezler. Tezahür ediyor Erdoğan’a olan güven. Bunu görüp onunla yarışılamayacağını bu masa etrafındakiler anlamalı! Tek Parti yönetimi yok bu ülkede epey zamandan beri. Demokrasi ve özgürlük nicedir egemen durumda ülkemizde. Sâkin olunması ve seçimin sonucuna herkesin rıza göstereceği bir ortamın şimdiden oluşmasına katkıda bulunulması beklenir bütün taraflardan. İnşaallah ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olur bu seçimin sonucu.

Özgürlük hakkında bir Açık Oturum’dan alıntılar

 

2 aylık düşünce dergisi olan Teklif ‘in (Sayı 3/ Mayıs 2022) Özgürlük konulu Açık Oturum bölümünden ( Ahmet Ayhan Çitil, İbrahim Halil Üçer, İhsan Fazlıoğlu, Ömer Türker, Tahsin Görgün) yapacağım alıntılamalar bu yazıyı oluşturacak.

“Mükellefiyetimizin ne olduğu, nasıl bir gerçeklik içerisinde yaşadığımız ya da bu gerçeklik itibariyle özgür oluşumuzdan bahsedilip bahsedilemeyeceği konusundaki tavırlar yahut seçimler aslında her medeniyetin çekirdeğini, çekirdek ideolojisini belirlediği için son derece önemli.” ( AHMET AYHAN ÇİTİL)

Medresetü’l- Mütehassısîn ihtisas tezlerinden biri üzerine

 

Merhûm Ahmed Hamdi Akseki‘nin İhtisas Tezlerinden Ruh Ve Bekâ-yı Ruh Yahut Felsefe-i Ruh başlıklı ilk ‘akademik metni’, kendisinin matbu hâlini görme imkânına kavuşamadığı bir çalışmasını yansıtır. O’nun bu çalışması teklifinden bir asrı biraz gecmişken bu neşirle birlikte gün yüzüne çıkıyor. Rabia K. Gündoğdu ve İsmail Kara tarafından hazırlanan Ahmed Hamdi Akseki‘nin bu ilk akademik eserinin Ön Söz’ünde anlatılan kendi hususî hikâyesinden ayrı olarak yakın dönem dinî düşünce tarihimiz, medresenin /din eğitiminin, ilmiye sınıfının modern okullaşma (mektepleşme) süreçleriyle irtibatlandırılması, hatta modern felsefenin ve bilimin Türkiye’deki seyri ve din-bilim ilişkileri açısından, bir kısmı tarihî, bir diğer kısmı aktüel bazı hususiyetleri var. Her biri bir çalışma konusu olabilecek bu noktalara kısaca da olsa maddeler halinde temas etmek eserin zaman ve zemini ile müellifin, o dönem âlimlerinin arayışlarını yoklamak açısından faydalı olacaktır.