Uncategorized Posts

Fütûhât-ı Mekkiyye 18.cildin başlarından alıntılar

 

Te’lifi Muhyiddin İbn Arabî‘ye, tercümesi Ekrem Demirli‘ye âit , yayınlanması Litera Yayıncılık’tan olan (bu 18. cildin baskısı: 2012) Fütûhât-ı Mekkiyye‘nin başlarından yapacağım alıntılamalar bu yazıyı oluşturacak.

“Allah kullarının üzerinde hüküm sahibi olan el-Kâhir’dir. O’nun arşı (yeryüzü) döşeği üzerinde hükümrandır. ‘Yukarı’ ilmî zevk yoluyla öğrenilebilir. O ilim kitapların hükümlerini hakkıyla uygulayıp mertebeleri ayrıştırana mahsustur. (…) Onlar peygamberlere uyan ve doğru yol ehli olanlardır. Peygamberlere gelirsek, onlar, kudretli kimseler olduğu’ kadar zevkler de onlara mahsustur. Bu bakımdan peygamberler basiret üzereyken onlara uyanlar iddialarında peygamberler gibidir.(…)

Fîhi Mâ Fîh’den sözler

 

Müellifi Mevlânâ Celâleddîn Rûmî, mütercimi Ahmed Avni Konuk olan FÎHİ MA FÎH adlı eser merhûm Dr. Selçuk Eraydın tarafından yayına hazırlanmıştır (İZ Yayıncılık:82, 8.Baskı; İstanbul, 2009).

Bu eserden yer yer, daha çok sözler olarak yapacağım alıntılamalar bu yazıyı oluşturacak.

“Kur’ân-ı Kerîm’in ma’nâsına teveccüh etmek ve ondan gıdâlanmak esastır. Kur’ân-ı Kerîm’i yüzünden okumakla yetinip, ondan gıdalanmamayı Hz.Mevlânâ bir fırın ekmeği ağzında çiğneyip atarak doymak isteyen insana benzetiyor.” (FÎHÎ MÂ FÎH HAKKINDA başlıklı ilk bölümden (s.XIII-XIV)

” Mevlânâ Peygamber (s.a.v) Efendimiz’in, Bedir gazvesinden dönerken söylediği rivâyet edilen : ‘Küçük cihâddan büyük cihâda döndük’ hadîs-i şerîfini şu tarzda yorumlamıştır: ‘Sûretlerin cenginde idik; sûrî (gorünüşle ilgili) düşmanlar ile cenk ediyorduk. Şimdi iyi havâtırın (düşüncelerin) kötü havâtırı mağlup etmesi için havâtır askerleriyle cenk edelim.” (s.XV ve s.56)

“Hz.Mevlânâ’ya göre ‘Ene’l-Hakk’ın ma’nâsı ‘hareketler Hak’tandır’ demektir.” (s.XIX ve 69)

“Gerekçedir sığınağımız.”

 

İsmet Özel‘in İstiklâl Marşı Derneği internet portali İsmet Özel Köşesi’nde ALIN TERİ GÖZ NURU üst-başlığı altında TEK KUTUPLU DÜNYA başlığıyla çıkan 28 Ramazan 1444 (19 Nisan 2023) tarihli yazısının (http://www.istiklalmarsidernegi.org.tr/ IsmetOzel?Id=170&Katld=7) hepsi düşündürücü ve etkileyici olan ifadelerinin bazılarını alıntılamakla (bunlardan ilki o yazının üçüncü paragrafından bir kısa cümle alıntı olarak bu yazının başlığını teşkil ediyor) bu yazı oluşacak.

“Bazı insanların diğer bütün insanlardan üstün olduğu fikrine milliyetçilik diyoruz. Yanlış bir şey mi milliyetçilik? Elbette yanlış. Milliyetçilik İslâm’a ters mi? Elbette ters.”

“Biz Müslümanlar dinimiz gereği insanların bir tarağın dişleri gibi birbirlerine benzer olduklarına inanırız. İnsanların takvası üstün olmalarını sağlar; ama İslâm bu değerlendirmeyi Allah’a bırakmıştır. (…)”

Kâmil İnsan Hakkında

 

Abdülkerîm el-Cîlî‘nin müellifi olduğu, Abdülaziz Mecdi Tolun tarafından tercüme edilmiş, Selçuk Eraydın(merhûm), Ekrem Demirli, Abdullah Kartal ekibince Yayına hazırlanmış ve İZ Yayıncılık’tan LPyayınlanmış (4. Baskısı 2015) kitabın İnsân-ı Kâmil Hakkındadır başlıklı Altmışıncı Bâb’ın birkaç yerinden yapacağım alıntılamalar oluşturacak bu yazıyı.

“İnsân-ı Kâmil Hz. Muhammed‘den (s.a.v) ibarettir. İnsân-ı Kâmil, Hakk’a ve halka mukâbildir. Şurasını da bil ki, bu bâb, bu kitapta mevcut olan bâbların hepsinin özetidir. Belki kitabın evvelinden (başından) âhirine (sonuna) kadar, ne kadar izâhât (açıklamalar) varsa, bunların hepsi bu bâbın şerhidir. Bu hitâbı anla!”

“Niyaz ve Gökyüzü”

 

Gökhan Özcan‘ın, bugünkü Yeni Şafak‘ta çıkan yazısının başlığı, bu yazının da alıntı olarak başlığını teşkil ediyor. O yazıdan yapacağım bazı alıntılamalar oluşturacak bu yazıyı.

” (…) Hatalar insanın ayrılmaz bir parçası… Hata işlemeden yaşamak elimizden gelmiyor. Ne kadar tevbe etsek de yine hataya düşmekten kurtulamıyoruz. Ne hamd edilecek bir şey ki, Rabbimiz bağışlamayı çok seviyor. Kullarının nedametle hatalarını alıp huzuruna gelmesini çok seviyor. Onların bükülmüş boyunlarındaki teslimiyeti imanlarından sayıyor. Onları mağfiretiyle yıkayıp arındırmak için vesile üstüne vesile yaratıyor, bahane üstüne bahane buluyor. Bizim günahlar karşısındaki zayıflığımız biraz da bunun şımarıklığı… Ki vallahi, bu şımarıklıktan dahi iman kokusu geliyor. (…) Bin aydan hayırlı gece bu gecedir diye ümit ederek el açıp niyaz eden, secdelere kapanarak Rabbine teslim olan her cana Leyle-i Kadr’in maneviyatı dokunsun, dünya kirlerimiz süzülsün aksın, her kul bu büyük nimetten nasibini alsın ve cümle katılıklarımız kırılsın ve insanlığımız kar gibi beyaz, pamuk gibi yumuşacık olsun inşallah…”