Uncategorized Posts

Fütûhât-ı Mekkiyye c.12’den (Müellif: İbn Arabî, Çeviri: Ekrem Demirli, Litera Yayıncılık, 2010) alıntılar

 

“(…) Vahiy bu güçten yoksun birine inmiş olsaydı, kendisine inen vahyin gücüyle o kişi erirdi. Allah’ın bir çocuğu olduğuna inanan bir insanın ne kadar kalın perdelere sahip olduğuna bakınız! Bu kişi hakikatlere karşı ne kadar da kördür! İlahi tecellide beni hayrete düşürüp gücümü azaltan en önemli ifade meleklerin şu sözleriyle (daha sonra zikredilen Hz. Nuh’un ifadesidir): ‘Rabbimiz! Her şeyi rahmetin ve bilginle kuşattın. Tövbe edenleri ve yoluna uyanları bağışla, onları cehennemin acı azabından koru.’ (Ğafir, 40/7) Allah Teâlâ şöyle der: ”İyilik yapanlar aleyhine yol (sorumluluk) yoktur.’ (et-Tövbe, 9/91) Tövbe edip O’nun yoluna uyana nasip olan ihsandan daha büyük ihsan olabilir mi? Buna karşılık Nuh peygamber -ki Allah ehlinin kâmillerindendir- şöyle der: ‘Benim evime mümin olarak giren kimse için!’ (Nuh, 71/28). Sanki Nuh geride bir şey bırakmış gibidir. Çünkü sadece mümin için mağfiret dilemiş, Allah Tealâ’nın yoluna uymayı zikretmemiştir. (…) (s. 15-16)

“Henry Corbin’in İslâm Felsefesi Tarihi’nin -Başından İbn Rüşd’ün ölümüne(1198) kadar- Seyyid Huseyn Nasr ve Osman Yahya’nın işbirliği ile Çeviren ve Notlandıran Prof Dr.Hüseyin Hatemî (İletişim Yay. 1.Baskı 1986, 2. Baskı 1994) El-Hallâc (s.345) bölümünden alıntılar

 

” Hallâc şüphesiz tasavvufun en seçkin temsilcilerinden biridir. Adı ve ünü Müslüman maneviyyat ehli seçkin topluluğunun sınırlarını aşmış, tutuklanışı ve Bağdat’taki yargılanışıbüyük yankılar uyandırmış, mistik İslâm anlayışının şehidi olarak katledilmesi de bu ünü sürdürmüştür. (…) Hallâc’ı (doktora tezi olarak) çalışan, buna dayalı olarak yayınlayan ve yorumlayan Massignon’nun çalışmaları dolayısıyla ünü Batı’da da yayılmıştır.

Biz Massignon’un çalışmalarına atıf yapmakla ve başlıbaşına ders verici nitelik taşıyan hayat hikayesinin ana hatlarını çizmekle yetineceğiz.

İsmail Kara’nın “Sahaflar Arasında Bir İki Hatıra, Birkaç Söz” başlıklı yazısından alıntılar

 

(Sahaflar Kitabı -Son İstanbullu Sahaflarla Konuşmalar-, Haz. Fulya İbanoğlu-Filiz Dığıroğlu- İsmail Kara, Mayıs 2022, s. 9-26.)

Turfa dükkân-ı hikemdir bu kühen tâk-ı felek / Ne ararsan bulunur derde devâdan gayrı

İstanbul’a daha vâsıl olmadan (vuslat tarihim 19 Şubat 1969’dur) babam ve ağabeyim üzerinden kurulmuş belli belirsiz bir kitap ve dergi, hatta takvim yaprağı arkası okuma ilgim teşekkül etmişti. (Takvim yaprağı arkası okumak deyip geçmeyin, eskilerden bilenler bilir, çok mühim ve bereketli bir okuma ameliyesidir, ayrıca gazetelerdeki ‘pehlivan tefrikası’ yahut radyodaki ‘arkası yarın’ gibi okuma ve takip alışkanlığı yapar!) Fakat Dersaadet’e geldikten sonra ilk alışıp ısındığım yerler arasında Sahaflar Çarşısı’nın ve Beyaz Saray Kitapçılar Çarşısı’nın da olmasını her zaman bir talih ve lütuf kabul ettim. Bereketli, yol açıcı ve her bakımdan yetiştirici bir tesadüf… (…) Kitabın ve çeşidin çok bol olduğu, neredeyse her hafta yeni eserlerin ve kütüphanelerin geldiği yahut raflara, tezgâhlara çıktığı bereketli zamanlar… Girerdik ve birkaç saat sonra çoğunlukla Kapalıçarşı tarafından çıkıncaya kadar başka bir âlemde nefes alırdık.* (*Çoğul ifade kullandığıma bakmayın, İmam Hatip Okulu’nda ve ardından Yüksek İslâm Enstitüsü’nde, Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünde okurken kendime sahafları seven talebe arkadaşlar pek edinememiştim. Sahaf arkadaşlarım dışardandı.)

(…)

Ömer Türker’in “İslâm Düşünce Gelenekleri

 

Yj

İsmail Kara’nın “Sahaflar Arasında Bir İki Hatıra, Birkaç Söz” başlıklı yazısının birkaç yerinden alıntılar