Uncategorized Posts

İbn Arabî’nin Tedbîrât-İlâhiyye Tercüme Ve Şerhi’nden(Ahmed Avni Konuk; Yayına Hazırlayan:Prof.Dr. Mustafa Tahralı; İz Yayıncılık) alıntılar

 
“İnsan hakiki varlıkta gizli iken onun ilahî ilimde sâbit olan sûretine ve hakikatine, o hakiki varlık kendi latîf varlığını kesîf (yoğun) kılmak suretiyle bir elbise giydirerek onu görünür eyledi. Ve kendi hakikatinin gizliliği sebebiyle rubûbiyet sırrından perdeledi; yani Âdem’in en görünür olan yoğun belirmesi rubûbiyet sırrından ibâret olan kendi hakikatine perde oldu. Ve onu bu âdemî yoğun sûret örttü. Aklî inceleme yapan ve etraflıca düşünen Allah’ı iyi tanıyan ârifler için bu görünür kılma ve gizlemede olgunlaşan hikmet vardır. Zira ilahî şe’nler (tecellîler) âlem ve Âdem varlığı ile tahakkuk eder. Ondan evvel ma’na mertebesindedir. Ma’na ise tahakkuk için suret ister; ve sûret zâhir, ma’na ise o surette örtülüdür.

Ölüm gerçeği veya meleği Mevlâna İdris’e de uğradı

 

O, bir dönem Karar adlı bir gazetede yazılarını severek, takdir ederek, merakla bekleyerek okuduğum tek yazardı. Yazılarını çok özlediğim bir ara bir şiir kitabını buldum. Okuduğum o şiir kitabı ‘Başka Kafa’ Yayınları’ndan çıkmış “İyi Geceler Bayım” isimli kitabı olup 1984-1988 yılları arasında yazdığı şiirleri kapsayan, 5. Baskısı yapılmış olan, 2007 yılında Farsça’ya çevrilerek Tahran’da da basılmış kitaptır. İyi ki o kitabına rastgelmiş ve almışım.

Allah’ın gelmiş geçmiş kulları arasında en sevgilisi olan, Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.) Efendimiz için bile gerçekleşen ölüm şimdi de bu güzel ve ender insanın bu dünyadan göçmesinin vakti geldiğinin ma’nâsı oldu ve bizleri düşündürdü. Kabri nûr, mekânı Cennet olsun. Âmîn.

Ömer Türker’in “İnsan Olmanın Hafifliğine Ermek: Özgürlük” başlıklı yazısından alıntılar (2)

 

2 aylık düşünce dergisi olan “Teklif” te (sayı 3 / Mayıs 2022) çıkan yazının sonlarından yapacağım alıntılamalar bu yazıyı oluşturacak.

” (…) İnsan, kendisi olmadan meydana gelen bir varlıktır. İlginç bir şekilde bu, hem beden hem de zihin olarak böyledir. Yani biz bedenimizi daima başka şeyleri kendimize dönüştürerek var ve sürekli kılabildiğimiz gibi başka şeylerden gelen anlam akışını da kendi zihnimize dönüştürerek zihnimizi var ve sürekli hale getiririz. Fakat bu noktada dört temel sorunun cevaplanması gerekir. Birincisi başkasının kapsamının nereye uzanacağıdır. İkincisi, ferdin başkalarına açılmasının insânî güçler arasında bir hiyerarşi olup olmadığıdır. Üçüncüsü, başkasının benliğin oluşumundaki etkisinin ne ölçüde inşa ve ne ölçüde imha sayılacağıdır. Dördüncüsü ise kendini inşanın modelinin ne olacağıdır.

Birinci sorunun kısa cevabı şudur: İdrak güçlerimizin kapsamı, irtibata geçtiğimiz nesnelerin de kapsamını tayin eder. Biz hem duyulara hem akla sahip olduğumuza göre başkası, duyusal nesnelerle sınırlı değildir, ancak akıl tarafından kavranıp müşahede edilebilecek manevi varlıkları da içerir. Bu demektir ki özgürlüğü fiziksel hadise olarak değerlendirmek, kendini özgürlükten mahrum etmek demektir. (s. 89)

“Kapitalizm cenderesinin hiçbir işleyiş biçiminden ibret alamayız.”

 

İsmet Özel‘in İstiklâl Marşı Derneği internet portali İsmet Özel Köşesi’nde ALIN TERİ GÖZ NURU üst-başlığı altında “HİÇ İBRET ALINSAYDI …” başlığıyla çıkan yazısının(http://www.istiklalmarsidernegi.org.tr/IsmetOzel?Id=125&KatId=7) birkaç yerinden yapacağım alıntılamalar oluşturacak bu yazıyı. İlk alıntı da o yazının dördüncü paragrafının ilk cümlesi olup bu yazının başlığını teşkil ediyor.

” Tarih ve kapitalizm; bu ikisini modernlik adını almış olan sakarlık birini diğerinden ayırt edemeyeceğimiz şeyler haline getirdi. (…) Tarih boyunca servet sahipleri hep yön tayin edici unsurlar değil miydi? Hiç değildiler. Gelenek çok lâfın yalansız, çok malın haramsız olmadığını söylüyordu. Batı Medeniyeti Avrupa tarihi içinde kapitalizmin Türk düzeni karşısında bir savunma olduğunu ikrara yanaşmıyor.  Türklerin dünya ticaret yollarını denetim altında tutmaları Avrupalıları kapitalizme icbar etti.  (…)


Kapitalizmin temel karakterini bilmek için önce müstemleke (koloni) edinmekle müstemlekeciliği (kolonyalizm) birbirine karıştırmamayı öğrenmemiz lâzım.  (…) Bugün başımıza gelenleri yerli yerince anlayabilmek için dikkatimizi müstemlekeciliğin kapitalizmin özüne ilişkin bir rabıta ihdas ederek faaliyet göstermeğe başladığına çevirmemiz lâzım. (…) Britanya’nın büyüklüğü ancak bu adada yaşayanların dünya üzerindeki hâkimiyette ne kadar acımasız olduklarını izah eder. 

“İman Ve Kaygı: Allah’a Yakınlığın Uzaklığı”

 

Ömer Türker‘in “Anlamı Tamamlamak / İslam Düşünce Geleneğinin Anadolu Coğrafyasındaki Bileşenleri” başlıklı kitabının (Ketebe Yayınları 2. Baskı 2021) bu yazının da alıntı olarak başlığını oluşturan bölümünden (s.107-111) yapacağım alıntılamalardan ibâret olacak bir yazı bu. Niyâzî Mısrî’nin şu sözüne atıfta bulunmuş yazar yazıya başlamadan: ‘Kaygıların hasıyım ad oldu insan bana’

Yazı da yazarın ifadesiyle ‘Ünlü âlim İbn Hazm’ın Ahlâk ve Davranış Tarzları başlığıyla Türkçe’ye çevrilen eserinden şu sözüne yer vererek başlıyor: “İstisnasız bütün insanların peşinden koştuğu tek hedefin ne olduğunu araştırdım ve bunun tek bir şey olduğunu gördüm: Kaygıdan kurtulmak.” (dipnot bilgisi: İbn Hazm, Ahlâk ve Davranış Tarzları, çev. Mustafa Çağrıcı, Ankara: TDV Yayınları, 2015, s. 5)