Uncategorized Posts

CHP’de içte kamplaşma ve sıkıntı

 

Özgür Özel CHP genel başkanı olarak E.İmamoğlu hayrânıymiş gibi bir izlenim vererek siyasetini sürdürüyor. CHP’de sular bir türlü durulmuyor. Şu anda TV’de ekranın alt yazısında “CHP’deki Gerilimin sürdüğünden söz edilerek , “Kılıçdaroğlu: Neden Korkuyorlar?”, Özel: “Milletin Gönlünde Butlan olursun” , İmamoğlu: “Son görüşmemizde böyle konuşmadık.” Yine İmamoğlu: “Yol ve Kader Arkadaşıydık.”, “Kılıçdaroğlu: “CHP’yi Kayyuma Bırakmam.” böylesi sözler var. Velhâsıl CHP’de sular bir türlü durulmuyor. Özel “Butlan”ın anlamını biliyor olmalı ki, “Milletin Gönlünde Butlan olursun” demiş. İmamoğlu: “Utançla Hatırlanırsınız.” sözüyle dikkati çekiyor. “Kılıçdaroğlu’na 10 vekilden destek” sözü de var. “CHP’de Kritik Dava Pazartesi Günü” ifadesi de karşımda. Mehmet Metiner uzunca konuştu. Bir ibare daha: “Kılıçdaroğlu: Neden Korkuyorlar?”

“Türkün Dili Kur’an Sözü”

 

Baskısı (Nisan 2013) olan, TİYO’nun (Tam İstiklâl Yayıncılık Ortaklığı’nın) 11. , Türkçeden İslâm’a Giriş’in 1. Kitabı, İstiklâl Marşı Derneği Konya Şubesi tarafından 1. Baskısı Hazırlanan TÜRKÜN DİLİ KUR’AN SÖZÜ isimli kitabın birkaç yerinden yapacağım alıntılamalar oluşturacak bu yazıyı. Yayına Hazırlayan: Muammer Parlar, Durmuş Küçükşakalak, Mehmet Ali Yeşil, Halit Çete, Mustafa Deveci, DİMDER. TİYO Ankara Cad. No.21 Kat: 1 Cağaloğlu-Fatih / İSTANBUL

“Doğrulama, Yanlışlama ve Din”

 

Yasin Ramazan’ ın, bu yazının da alıntı olarak başlığını teşkil eden, 2 aylık düşünce dergisi Teklif’te (Mayıs 2023 /sayı 9) çıkmış yazısının birkaç yerinden yapacağım alıntılamalardan oluşacak bu yazı.

“Dinî inançların bilgi değeri nedir? 20. yüzyılın baş döndürücü bilimsel dönüşümü, dinî inançları eleştirinin dışında bırakmamıştır. Tanrı’yı bilmenin veya Tanrı hakkında konuşmanın imkânı, dinî inançların doğru olup olamayacağı gibi tartışmalar, modern din felsefesinde oldukça geniş yer kaplar. Bu yazıda, dinî inancın yanlışlanamayacağı için anlamsız olduğu iddiasını yazar değerlendirdiğini ve gerekçelerle reddettiğini belirtiyor. Yazının başında bu iddiayı dile getiren Flew’ün makâlesini ve onun kaynağı olan Popper’in yanlışlamacı yöntemini analiz ettikten sonra, iddianın ima ettiği anlamı ortaya koyuyor ve bu anlamın haklı bir gerekçeye dayanıp dayanmadığını şu iki soru çerçevesinde tartışıyor: 1) Yanlışlamacı yöntem bilimsel bilgiyi tam anlamıyla karakterize eder mi? 2) Bilimsel bilgiyi karakterize etse bile yanlışlama yöntemi, her türlü bilgiyi denetlemeye uygun mudur? Tartışmalar ışığında, yanlışlamacılığın bilimsel araştırmalar da dâhil olmak üzere pek çok bilgi türü için yetersiz bir yöntem olduğunu ve bilimsel araştırmalar için yeterli olduğunu kabul etsek bile, yanlışlamanın dinî bilgiyi değerlendirmek için uygun bir yöntem olmadığını düşünüyorum.

DİN, LAİKLİK, İRTİCA

 

” BMM hükümetinin sabit, müsbet, maddî bir siyaseti vardır; o da efendiler muayyen hudûd-ı millîsi (tayin edilmiş millî hudutları) dahilinde hayatını ve istiklâlini temin etmeye matuftur (dönüktür). TBMM ve hükümeti, temsil ettiği millet namına çok mütevazıdır (…) Biz panislamizm yapmadık belki ‘yapıyoruz, yapacağız’ dedik. Düşmanlar da ‘yaptırmamak için bir an evvel öldürelim!’ dediler. Panturanizm yapmadık, ‘yaparız, yapıyoruz’ dedik, ‘yapacağız’ dedik, yine ‘öldürelim’ dediler. Bütün dava bundan ibarettir. Biz böyle yapmadığımız ve yapamadığımız mefhumlar üzerinde koşarak düşmanlarımızın adedini ve üzerimize olan tazyikatı tezyîd etmekten (baskıları artırmaktan) ise tabiî ve meşru sınırlara dönelim). Haddimizi bilelim”. Mustafa Kemal Paşa. BMM, 1 Aralık 1921

Kahrolsun ABD ve İsrail!

 

İnşaallah. Çünkü Allah her olan-biteni en iyi bilendir. Allah’ın İsrail’i ve ABD’yi, bunların amaçlarının ne olduğunu bilmemesi mümkün mü? Elbette Allah bu dünyada olup bitenleri; kimlerin zâlim, kimlerin mazlum olduğunu en iyi ve tam anlamıyla bilendir. Dolayısıyla dua etmek durumundayız mazlumlar için ve zâlimlerin kahrolması için! Zulme rıza göstermediğimizi ortaya koymalıyız en azından!

Mâdem ABD ve İsrail dayanışma hâlinde, Müslümanlar da sıkı bir dayanışma göstermeli değiller mi milletler ve devletler olarak.

İran, Amerika ve İsrail’in, ellerinde bulunan bombardıman uçaklarının, füzelerinin hava üstünlüğü sağlama yönünden denk olmadıkları açık bir gerçek olarak ortada.

İran’ın nükleer imkân ve gücünün bitirildiği söylentisi İsrail ve ABD tarafından dillendirilse de, şu sıra Trump’ın bu savaşı değerlendirmesinin yeterli ve inandırıcı olmadığı apaçık ortada. Coşkun Başbuğ Trump’ın kendini güçlü göstermesinin anlamlı olmadığını açıklıyor. Trump içerde bu savaşı destekler durumda görünse de, hangi stratejiyle bu kırılgan sistemi destekleme yönünden eli zayıf olduğunu görmez? Trump Savaşın mı Başkanı oldu? Coşkun Başbuğ bunu soruyor. O’na göre, sahayı okumak bakımından Hürmüz’ü hatırlamak gerekir. İran, Batı’nın ekonomiyi etkilemesi yönünden bunun gözönüne alınmasını hatırlatıyor.