“Cevâmiu’l-Kelîm: İbnü’l-Arabî’nin Dünya Görüşünde İnsan ve Âlemdeki Konumu”
Muhammed Bedirhan‘ın Teklif isimli 2 aylık düşünce dergisi’nde (Kasım 2022, Sayı: 6) çıkan, bu yazının da alıntı olarak başlığını oluşturan yazısının birkaç yerinden yapacağım alıntılamalar oluşturacak bu yazıyı.
“Bir dindarlık hareketi olarak başlayan tasavvuf geleneğinin zaman içerisinde sistematik bir din ve dünya görüşünü de geliştirdiği görülür. Bu görüş çerçevesinde tasavvuf geleneği özgün bir varlık, bilgi ve değerler tasavvuru önerir. Bu bağlamda Tanrı-âlem ve insana dair kadim felsefî problemlere çözümler sunar. Tanrı’nın zatının tek ve mutlak gerçeklik olması ve âlemin ise bu gerçeklikten kaynaklanmakla beraber ontolojik açıdan bir tür hayal olarak görülmesi anlayışı bu varlık, bilgi ve değerler tasavvurunun dayandığı ana ilkedir. Sûfiler bu ilkeyi referans noktası olarak kabul edip bir yönü ile Hakk’ı diğer yönü ile ise insanı istinatgâh kabul eden bir metafizik sistem inşa ettiler.”
Sûfiler topluluğunun Şeyh-i Ekber’i unvanını bihakkın taşıma şerefini hâiz olan İbnü’l-Arabî, bize tasavvuf tarihi içerisinde bir metafizik inşanın kuşkusuz en kapsamlı ve kuşatıcı örneklerini sunan isimdir. Şeyh-i Ekber (En büyük Şeyh), sayıları sekiz yüze ulaşan irili-ufaklı çok sayıdaki eserini bu metafizik kavrayışı açıklamaya adamıştır. Bu eserler içerisinde onun tasavvufî müktesebâtının bir ansiklopedi mâhiyetindeki el-Futûhâtu’l-Mekkiyye isimli şaheserini saymazsak bütün sisteminin özeti kabul edebileceğimiz Fusûsu’l-Hikem’in ayrı bir önemi vardır. Şeyh Fusûs’ta ‘cevâmiu’l-kelîm‘ anahtar kavramı çerçevesinde bütün bir din ve dünya görüşünü özetlemiştir. Şeyh bu eserini ‘Fass‘ adını verdiği 27 ana bölüme ayırmıştır. Her bir Fas, Şeyhin kelime diye nitelediği ilâhî hakikatlerden küllî (tümel) bir hakikati ifade eden bir peygamberin ismiyle ilişkilidir ve onda açığa çıkan ilâhî hikmetleri konu alır.
No Comments