Eski bir yazıdan bugüne ışık tutması için bazı alıntılar ve kısa bir değerlendirme
Hasan Bülent Kahraman’ın “Çankaya’nın tarihini bükmek” başlıklı, 16.07. 2014 tarihli Sabah’ta çıkmış bir yazısından sunacağım söz konusu alıntıları.
“Cumhuriyet tarihi bizde böyledir. Öncesi yoktur. Her şey bir gecenin içinde, bazı kişilerin kararlarıyla oluştu denir.”
“Türkiye’deki askeri darbeler bu tarih anlayışını diri tutmak maksadıyla yapıldı.”
“Cumhurbaşkanlarının seçimi de bu maksada dönüktü.”
“Şimdi herkes, aklını diline taşısın ve öyle söylesin, Türkiye’de sistem kendisini Cumhurbaşkanlığı üstünden güçlendirmedi mi?”
“Ve bu güçlendirme girişimi doğrudan doğruya bir devlet- millet ikilemi, ayrışması içinden cereyan etmedi mi?”
“Cumhuriyetimizin demokrasiyle işi olmadı. Her şey sistemin biz- onlar, yönetenler- yönetilenler, seçkinler- halk olarak ayrışmasından doğdu. Demokrat Parti, Adalet Partisi, Anap zaman zaman bu çizginin dışına çıkma girişiminde bulunduysa da pek bir şey olmadı.”
“Bu çember 2007’de kırıldı. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesi bir sıçramadır.”
“Şimdi, Erdoğan bu çizgiyi izleyen bir Cumhurbaşkanı olacak. O hamlelerin doğal bir sonucu olarak çıkacak Çankaya’ya.”
“Erdoğan şimdi bu ivmenin gücünü kullanıyor Çankaya yokuşunu tırmanırken.”
Ve şimdi 16 Nisan 2017’deki Referanduma, o günlerden bu günlere kadarki ivmenin de gücü kullanılarak gidiliyor. Bir uzun sürecin 2017’deki aşamasındayız. Hasan Bülent Kahraman “Çankaya’nın ‘taban’la bütünleşmesinden” söz ediyordu o yazısında. “O ivmenin gücünü kullanarak” Tayyip Erdoğan ilk kez halk oyuyla Cumhurbaşkanı seçildi ama sistemin daha iyi işleyebilmesi için bu yeterli görülmediğinden 16 Nisan Referandumuyla halktan Anayasa değişikliği için onay isteniyor şimdi.
http://www.sabah.com.tr/yazarlar/kahraman/2014/07/16/cankayanin-tarihini-bukmek
No Comments