İsmet Özel’in “Türküm Doğruyum İntikamım Ülkemdir” kitabından (TİYO Aralık 2019 l.Baskı) alıntılar (2)

 

“Ne ölçüde tuhafınıza giderse gitsin (eğer gidiyorsa) hakikat şudur: Âdem soyundan gelen bir insan olmak münfail olmadan fail olunamayacağını bilmeğe çıkar. Sizin anlayacağınız, ibadet yaratılmış olmanın yükünü üzerine almaktan duyulan memnuniyetin izharıdır. ” (s. 17)

“Hepimizin yükselişi, yani beşerî vasıflarımızı insanlık katına çıkarışımız bize verilene ne kadar liyakat gösterdiğimize mebnîdir.” (s. 17)

“Aşağıdaki sözler II. Yeni’nin üç büyük şairinden birinin, Cemal Süreya’nın (diğer ikisi Turgut Uyar ve Edip Cansever) sözleridir: ‘Hedefim bir gazetede sütun sahibi olmaktı. Ben şiir yazmağa bu sebeple başladım. Çünkü benim yetişme çağlarımda edebiyat alanında kendini ispat etmemiş kişiye gazetede yer vermiyorlardı.” (s. 18)

“Şiire okunduğu derecede şiir deme yükümlülüğü altındayız. Şiire şairin yazdığı şey olduğu ölçüde şiir dememiz vaciptir.” (s. 19)

“Beni takatsiz bırakan bizzat kendi kavrayış gücümdür.” (s. 43)

“Bizi dünyanın ilk hür halkıyla dünyanın varlık gücünü şiirden alan ilk milleti arasında olan biten âgâh kılsın. Âmin.” (s. 44)

“Hayatımın meşguliyeti diye bildiğim şiir yazmaya kendimi keşf için başladım. Niçin keşfedecektim kendimi? Keşfe değer olup olmadığım, uyduruk bir nesne olup olmadığım kafamı kurcalıyordu. (…) Şiir yazma disiplinini benimsemekle kafamdaki bütün suallerin cevabına varma yoluna koyuldum. Sefer değildi çıktığım, gezinti değildi. Olsa olsa bir seyahat olabilirdi bu. Kendi seyahatim, keyfimce tertiplediğim bir seyahat. Ne cenk, ne seyran… Seyahat sırasındaki faaliyetimi cazip bulanlar oldu. İyi ki oldu. Olmasaydı ne ben bu satırlara emek verecektim, ne de siz bu yazdıklarımı okuyor olacaktınız. Madem buraya kadar geldik; siz ve ben artık nereye kadar gideceğinden haberdar olduğumuz bir münasebeti kabullenelim.” (s. 51)

” 1962-63 yıllarında, yani yegâne uğraşımın şiir yazmak olacağı kararına vardığım günlerde şiiri ciddiye almak, şiirden haberdar olmak toplum hayatının işleyiş tarzıyla rabıtalı bir tavır gerektirmiyordu. Şiire yakın duranlar ne Kierkegaard’ın Hristiyanlığında, ne Kafka’nın Yahudiliğinde bir anlam bulma heveslisiydiler; ama şiire nefes aldıran şeyin bu ikisinin neye müptelâ oldukları idüğünü biliyorladı. Ben de biliyordum. Seyahatimin gayesi bu idi. Bundan başka bir şey için seyahata çıkmaz idim. Bunsuz seyahata çıkmam imkansızdı.” (s. 52)

“Şiirin beni davet ettiği bilme mesleği heyecan veriyordu. Üstelik dünyada bilmeği meslek kılan bir uğraşı alanı yoktu şiirden başka. (…) Görebildiğim kadarıyla Kur’an beni tasvip etmiyordu. Bana, bilgi uğruna her şeyini fedaya muntazır bana kucak açan şiirden başkası değildi. (…) Şiir bir imkândı. Annemin intizar kelimesini niçin kullandığının sırrını çözemiyordum. O günlerde Türkçe’nin mü’minlere mahsus bir lisan olduğunu benim anlayabilmem imkânsızdı. Anlayan biri olduğu intibaı edinseydim onun peşine düşeceğim kesindi. (…) Hasılı kelâm: Annem çocuklarına intizâr etmeyin derken muhatabınızın veya hasmınızın başına kötü bir şeyin gelmesini beklemeyin, zira sizlerin mü’minlerden, duası kabul olunan zevattan biri olma ihtimaliniz vardır demiş oluyordu. (…) Bana kucak açan şiirin beni tekellüflü değil tekeffüllü bir hayata sürüklediğini biliyordum. Bilmediğim şey Türk şiirinin olanca takatinin tükenmiş olduğuydu. 1954-59 arasında son modernleşme hamlesini gerçekleştirmiş olan Türk şiiri, benim bu sahaya çıktığım 1963 yılı itibariyle yön tayininde bir çaresizliği kendine konu edinmiş haldeydi. 1950 yılında hem Mareşal Fevzi Çakmak, hem de Orhan Veli Kanık öldü. Dünyadaki günlerini millî akıbetin kendi akıbeti olduğundan şüphe etmeksizin geçirmiş müessir Türkler yoktu artık. En gerekli oldukları sırada yoktular. Türkiye Çakmak’a ve Kanık’a en çok ihtiyaç duyulan bir çağın eşiğindeydi. 1950 yılı Türk milletinin kendi başında kimlerin bulunmasını istemediği iradesini beyan ettiği yıl idi. (…) ” (s. 54)

No Comments

Leave a Comment

Please be polite. We appreciate that.
Your email address will not be published and required fields are marked