“Laikleşemeyen laiklik”

 

Başlıktaki ifadeyi M. Şükrü Hanioğlu’nun bugün çıkan yazısının (Sabah, 08.05.2016) başlığı olarak alıntıladım. Bu yazıyı, bazı alıntılarla, merak duyabilecekleri haberdar etmek ve yazarın “laiklik ile inanç özgürlüğü arasındaki hassas dengenin nasıl korunacağı ve dinî alanın kimin tarafından düzenleneceği konularında düğümlendiğini” düşündüğü “aslî sorun”un yaygınca anlaşılmasına katkıda bulunmak niyetiyle paylaşmak istedim.

“Sual: Ne zaman Türk toprakları elden gitti? Cevap: Türk sanatı gözden çıkarılınca”

 

Şair İsmet Özel’in bir süredir İstiklâl Marşı Derneği internet portalinde her hafta Cuma günü “Dil ile İkrar” yazı serisinden bir yazısının yayınlanmakta olduğu biliniyor. Yukarıdaki başlık bugün yayınlanmış olan yazıya ait.

İsmet Özel’den sözler

 

“Dikkatinizi çekerim: Bilgimize çerçeve temin eden şey ihmallerden başka bir şey değildir.” (İstiklâl Marşı Derneği internet portali,”Bir Türk Sanatı Var mı, Hiç oldu mu, Bir Gün Olabilir mi?” başlıklı, “Dil İle İkrar” yazı serisinin 29.04.2016 tarihli 16. yazısı.)

Siyaset ortamı dün kötü bir günündeydi

 

AK Parti adına dün akşamki malûm görüşme olumsuz bir süreci başlattı. Ak Parti’yi destekleyen insanların önemli bir kesiminde düşkırıklığı yaşadı insanlar. Epeydir ilk kez.

“İçimizin bizimle konuşmaktan hiç vazgeçmeyen sesi…”

 

Başlıktaki ifade, yazılarının sürekli izleyicisi olduğum Gökhan Özcan‘ın bu günkü “İncecik bir ipin üstünde” başlıklı yazısında geçiyor. Bu yazının birkaç yerinden alıntılar sunmak istedim.