“Ey Rabbimiz, bizden bu azâbı açıp kaldır. Çünkü biz îman edeceğiz”

 

“Ed-duhan” sûresinin 12. âyetini merhûm Balıkesirli Hasan Basri Çantay anlam olarak (meâlen) dilimize böyle çevirmiş (Kur’ân-ı Hakîm ve Meâl-i Kerîm, 3. Cild, Yedinci Baskı, Balıkesirli Hasan Basri Çantay, H. 1393 / M. 1973, Naşiri: Mürşid Çantay, Bayezid-İstanbul).
Hemen bunu izleyen (13.) âyetin meâli ise şöyle: “Onlar için düşünüp ibret almak nerede? Kendilerine (hakîkatleri) açıklayan bir peygamber geldiği halde.”

Bu sûrenin 9. ve 10. âyetlerinin meâllerini de, bağlamın anlaşılması bakımından aktarmam gerekiyor aynı kaynaktan:

“Hayır, onlar (tekrar dirilmekten) şüphe içindedirler. (Bununla) eğlenirler.”

“O halde semânın apâşikâr bir duman getireceği günü gözetle (Habîbim).”

Okuduğum ve dikkatimi çeken iki gazete yazısından kısa birer bölüm…

 

“(…)Modern iddia, adâletin eşitlik üzerinden inşa edilme iddiasıdır. Yâni, “eşitlik” hissi doğurmayan hiçbir siyâsal pratik âdil sayılmayacaktır.

Bir karşıt duruşun söylettirebildiği…

 

Cengiz Çandar’ın yazılarını okuyanlar son yıllarda onun amansız bir AK Parti iktidarı ve 2014 yılında halk tarafından Cumhurbaşkanı seçilmesinden bu yana Tayyip Erdoğan karşıtı olduğunu bilirler. Her fırsatta bu karşıtlığını tezahür ettirir. İlk bakışta ve satırlarda son Bürüksel’de vuku bulan insanlık dışı terör olayına dair gözüken bugünkü yazısı esas olarak ve ilk satırları müteâkip daha geniş bölümünde bu karşıt tavrın belirgin olarak yansıdığı bir özellik taşır.
Aşağıda söz konusu bu yazıdan sadece bazı alıntılar sunacağım. Kendi ifadelerinden kolayca anlaşılacaktır bu karşıtlığın ne menem bir hırs ve kinle karakterize bir karşıtlık olduğu… Böylesi bir karşıtlığın insana bunları söylettirebildiği… Alâkasız ve anlamsız değerlendirmeleri yaptırdığı, farklı konuları bir araya getirttiği… Mesela Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Avrupa’da olabilecek benzer eylemleri IŞİD’den kesinlikle beklemediğine, sadece Kürt örgütlerinden beklediğine dair anlamsız bir iddiayı ileri sürdürebildiği…

Kâğıda basılı olmasa da bir gazetede biz de yazdık…

 

Üç yıldır Radikal Blog’da yazıyorum. Binin üstünde yazım çıktı. Üstelik bu gazetenin kâğıt baskılı durumunun tamâmen sona ermesinden, sadece internet üzerinden yayın yapan bir duruma gelmesinden sonra blog yazarı olanlardanım (Blog yazarlığı ondan önce de var mıydı, bilgim yok ama var olduğunu hesaba katarak böyle dedim). Yani gazetenin, köşe yazıları denilen yazılarınının da internetten okunduğu bir döneminde blog yazılarım çıkmış oldu Radikal’de.

Gökhan Özcan’ın bir dergi yazısından bir bölüm…

 

İzdiham dergisinin Şubat-Mart 2016 /21. sayısında çıkan Gökhan Özcan‘ın “Dünden Önceki Yarın” başlıklı yazısından bir bölümü alıntılayacağım. Düşünelim, olabilirse, diye.