Sadreddin Konevî’nin (m.1210- 1274) Ekrem Demirli tarafından “İlahi Nefhalar” olarak çevirisi yapılan ve yayınlanan eserinden (Kapı Yayınları, 1. Basım: 2015) alıntılar
“İşte Hakk’ın söz konusu şe’nlerde (iş, tecelli) ve onların durumuna göre çoğalan zuhuru, halk (yaratılmış olan, yaratılış) diye isimlendirilir.” (s. 14)
“Varlıklar Allah’ın kelimesidir ve ‘yaratma’ söz vasıtasıyla gerçekleşir. Söz (kelam) mertebe cihetinden ‘harf’ mertebesinin ardından gelir.” (s. 27)
“Bilginin insanlarda nasıl ortaya çıktığı gösterildi bana.” (s. 31)
“Gördüm ki bazı insanlar için bilgi fikrinin bir sıfatıdır. Bazıları için bilgi sınırlı aklının bir sıfatı, bazılarına göre aklının bir haliydi. Son olarak kendimi gördüm:Bana izafe edilebilecek hiçbir bilgi yoktu. Bununla birlikte kendim bilginin hakikatinin ve bütün mertebelerinin aynası haline gelmiştim. Mertebe ve hakikatlerden birisi mutlak hakiki bilgiydi. ” (s. 36)
“Şu var ki kâmil insan o bilgiyi onayladığında bilgi kesinlik kazanır. Rivayet edilen bir Hadîs-i şerifte zannın tasvip etme ve onayla bilgiye dönüşmesine işaret edilir. Hz.Peygamber kapalı bir durum zikretmiş, onunla sahabesini sınamıştı. Bir sahabi sezgiyle Hz.Peygamber’in kapalı sözüyle Fatiha sûresini kastettiğini anlamış, bunu arz ettiğinde Hz.Peygamber şöyle demiştir:’Sen bilgi sahibi bir adamsın.’ ” (s. 38)
“Bilgiyi ve cehaleti, yoku ve varı, hatta varlığı ve yokluğu bir alanda gördüm. O alanda bunları birbirlerinin içinde çoğul ve tekil , bileşik ve basit olarak gördüm. Zannımı bilgi ve bilgimi varlık,varlığımı yokluk, yokluğunu her türlü varlığın üzerine hakim gördüm. Mertebemi her türlü yokluk ve varlığa hakim gördüm. Bilgiyi salt ‘görmek’ (rüyet) olarak gördüm.” (s. 40)
“Bilinmelidir ki bir şeyi -o şey ne olursa olsun- bilmenin gerçekleşmesi ve onu kâmil olarak bilmek bilinen ile bir olmaya bağlıdır. Bir şey ile bir olmak ise bileni bilinenden ayırt eden her özelliğin ortadan kalkmasına bağlıdır.” (s. 47)
“Ey kardeşim! Sadece Hakkın seni sevmesine çalış. Çünkü Hak bir şeyi sevdiğinde ona ulaşır ve onu da ulaştırır. Başkası ise sevilir ve ulaşılamaz. Sevilenin bir yönüne ulaşılsa bile diğer bir yönüne ulaşmak mümkün olmaz. Çünkü o şey ne ulaşabilir ve ne de kendisine ulaşılabilir. Hak ise böyle değildir, çünkü Hak her şeye kadirdir. Bunu anla, Allah en iyi bilendir.” (s. 67)
.
No Comments