“Mevlit okunan günlerde mevlit yazmaktan geri durmayan da çoktu; ama hiçbirinin gözü Süleyman Çelebi’nin yerinde değildi.”
“Bir pergelin başımıza açtığı işin içindeyiz. Ediyorsa edebiyat hayatımızın neresini işgal etmektedir? Edebiyat yerini terk etmez. Onun yaptığı yazan uçla yazmayan ucun arasında bir yerde meraklısını beklemektir. Edebiyat meraklısı hangi uca olan yakınlığıyla temayüz eder? Bir yanda sanatçıya saplanan uç var. Bu ucun sosyologiyle, astronomiyle, botanikle ve her şeyle, belki de elektronikle irtibatı kurulabilir. Edebiyatla bir dostluk kurulduysa acaba o ucun verdiği acıya yakınlığın doğurduğu bir şey mi bu? Yoksa yazıya dökülmüş olanın ürettiği hazdan mı dostluk çıkarıyoruz? Dostluk çıkaramadığımız yerden sanatın uç vermesini beklememiz boşunadır. Modern Batı Medeniyeti devraldıysa antik çağdan dostluğu değil rekabeti devraldı. Avrupa dostluğu meraka değmez bulduğu ha kilde rekabeti kapitalist işleyişin ruhu saydı. Yaşadığımız günlere insanların hem millî çerçevede, hem milletler arası ilişkilerde birbirlerini tepelemesini haklı bularak geldik.
