Daha başlığından değerli olduğu belli bir yazı
İbrahim Karagül’ün bu günkü yazısının başlığı şöyle: “AB bizim için artık bir Can Dündar kadardır..”
İbrahim Karagül’ün bu günkü yazısının başlığı şöyle: “AB bizim için artık bir Can Dündar kadardır..”
Haşmet Babaoğlu’nun yazısının (Sabah, 30 Ekim 2016) başlığında ve içerisinde geçiyor bu söz. Yazıdan o kısmı ve diğer bir sözü alıntılıyorum:
Kur’ân-ı Kerîm, “mü’minîn” ve “mü’minât” (erkek ve kadın olarak İslâm Dini dahilinde îman edenler) için temel Kitaptır. Allah(cc.)’dan Cebrail(as.) isimli melek aracılığıyla son peygamberi Hz. Muhammed Mustafa(sav.)’ya indirilmiştir. Sûreler âyetleri kapsar şekilde tasnif edilmiş durumdadır. ‘Mucize’ anlamı da taşıyan ‘ayet’ler, ilâhi hakikate işaret eden bilgiler ve ilkeler içerirler. Kur’ân-ı Kerîm, inanan insanlar için dahi okunması, anlaşılması, üzerinde düşünülmesi, ders ve ibret alınması, öğrenilmesi/kavranması/idrak edilmesi bitmeyecek derinlikte, zenginlikte, özgünlüğü korunmuş Allah Kelâmı olarak tek olan son ilahî kitaptır.
Hikâye ve deneme yazarı Mustafa Kutlu’nun gazete yazarı olarak bu günkü zevkle ama elbette düşünerek ve hüzünle okuduğum yazısının (Yeni Şafak, 19.10.2016) başlığını bu yazıya başlık olarak alıntıladım.
Bu çok beğendiğim yazıdan birkaç cümle alıntılayarak okunmasına belki küçücük bir teşvikle katkım olur diye düşündüm.
13. yüzyılda yaşamış (d.1210-v.1274), tasavvuf düşüncesine kazandırdığı boyutlar ve kendisinden sonraya etkileriyle çok önemli bir sûfî-düşünür olarak bilinen, çocukluğundan itibaren İbnü’l-Arabî’nin tasavvuf terbiyesi altında yetişmiş Sadreddin Konevî hazretlerinin İlahi Nefhalar adıyla dilimize çevrilmiş eserinden (Çeviren: Ekrem Demirli, Kapı Yayınları, 1. Basım: Mayıs 2015, ISBN: 978-605-5147-10-5) bazı sözler aktaracağım.