İbrahim Kalın’ın Barbar- Modern- Medenî / Medeniyet Üzerine Notlar

 

Bu kitabın birkaç yerinden yapacağım alıntılamalar oluşturacak bu yazıyı.

“Kültür kelimesinin kök olarak toprağı ekip biçmekle ilgili olduğunu söylemiştik. Bu ma’nâda kültür, insanın maddî dünyayla olan ilişkisine atıfta bulunur. Toprağı ekip biçmek genel anlamda insanın çevresiyle ve tabiat âlemiyle nasıl bir irtibat kurduğunu ifade eder.

Malik bin Nebi’nin medeniyeti “insan, toprak ve zaman”dan oluşan bir bütün olarak tanımlaması dikkat çekicidir. Bin Nebi, dünyevîleşmeden dünyada var olmayı, maddî- hâricî şartları yok saymadan özne olarak kalabilmeyi ve insan ile toprak ve zaman arasındaki girift ilişkiyi dikkate alarak bir medeniyet tahlili (analizi) yapmayı amaçlar. İnsan, toprak ve zaman, medeniyetin üç ham malzemesidir. Tek başına hiçbirinin medeniyet üretmesi mümkün değildir. Ancak bu üçü anlamlı bir metafizik-ahlâkî çerçevede bir araya geldiğinde ve uygun şartlar oluştuğunda medeniyet adını verdiğimiz büyük yapıyı oluşturur. Din, bu unsurları tutarlı ve üretken bir şekilde bir araya getiren “katalizör” rolündedir. Medeniyetlerin iç tutarlılığını ve hayatiyetini sağlayan, dinlerin oluşturduğu itici güçtür.

Bin Nebi, medeniyetlerin inşasında insanı merkez aktör ve özne olarak görür. Bu yüzden insanın toprak ve zamanı kullanarak nasıl medeniyet değerleri ürettiği sorusunun derinlemesine tahlil edilmesi gerektiğini söyler. Yapısalcı ve materyalist düşünce ekollerinin tersine maddî yahut coğrafî şartlar, insanın özne / fâil olma vasfını (agency) ortadan kaldırmaz. Tersine, doğru kullanıldığı zaman bu unsurlar özne / aktör olma rolünü perçinler. Önemli olan yapı ile özne, sistem ile eylem arasındaki dengeyi doğru kurabilmektir. Fakat bu tahlilin arkasında aynı zamanda siyasî bir mesaj da yatmaktadır. Kadîm ve büyük medeniyetini kaybetmiş olan İslâm dünyası yeni bir medeniyet hamlesiyle ayağa kalkacaksa, bunu toprağı ve zamanı değil, öncelikle insanı ıslah ederek başarabilir. Toplumu ve medeniyeti inşa eden ve taşıyan insan, herhangi bir varlık değildir. O, belirli bir istikâmete (yani medeniyet hareketine) yönelmiş ve zarurî ihtiyaçlarının ötesine geçebilmiş idrak sâhibi ferdi (bireyi) ifade eder. Medeniyeti ancak bu bilinçe sahip bireylerin oluşturduğu bir toplum inşa edebilir. Bir İslâm medeniyet hareketi, ancak bu idrake ve donanıma sâhip bireylerin yetiştirilmesi ile mümkün olacaktır. (dipnot: Bkz. Malik bin Nebi, Şurûtu’n — nahda, s. 45. vd.)

No Comments

Leave a Comment

Please be polite. We appreciate that.
Your email address will not be published and required fields are marked