Kâfirleri korkutmak, mü’minleri de müjdelemek…

 

Kur’an-ı Kerîm’in 18. sûresi olan “El-Kehf” sûresi’nin ilk dokuz âyeti anlamlarıyla şöyle:

1- 4 : (Kâfirleri) ilâhî nezdinden en çetin bir azâb ile korkutmak, güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunan mü’minlere de içinde ebedî kalacakları güzel bir ecr (ve mükâfat) ı müjdelemek, (hele) “Allah evlâd edindi” diyenlere ma’ruz kalacakları kötü âkıbetleri haber vermek için, kendisinde hiç bir eğrilik yapmadığı (ne lafzında bir bozukluk, ne anlamında bir tezad, ne de Allah’ın nezdine davetten aslâ saptırmadığı), O dosdoğru kitâbı (Kur’ân’ı) kulu (Muhammed sallellâhü aleyhi ve sellem) üzerine indiren Allah’a hamd olsun.

5- Ne onların (Allah’a iftirada bulunanların), ne atalarının buna dair hiç bir sahih bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne büyük! Onlar YALANDAN BAŞKASINI SÖYLEMEZLER.

6- Demek, bu söze (Kur’ân’a) inanmazlarsa bir üzüntü duyarak arkalarından kendini âdeta tüketeceksin!

7- Biz yer üzerinde olan şeylere, onlara özgü birer zînet verdik, (insanların) hangisinin ameli daha güzel; onları imtihan edelim diye.

8- Bununla berâber biz onun üstünde olan şeyleri elbet kupkuru bir toprak yapanlarız.

9- (Habîbim) sen, bizim âyetlerimiz içinde (yalnız) Kehf ve Rakıym yârânının ibrete şâyan olduklarını mı sandın? (öyle değil). (dipnot: Âyet-i kerîmenin başındaki ’em’ edatı burada ‘Bel’ ma’nâsınadır ve cümle inkârî istifham cümlesidir. “Beyzâvî”


No Comments

Leave a Comment

Please be polite. We appreciate that.
Your email address will not be published and required fields are marked