Fusûsu’l-Hikem Tercüme ve Şerhi-IV’ün XXIV. Fassı’ndan alıntılar
Bu Fass Hârûnî kelimede içkin imâmî hikmet beyânındadır.
Bilinsin ki, herbir halîfe “imam”dır; fakat herbir “imam” halife değil, belki ba’zı imâm halîfedir. Dolayısıyla “İmâmet” ve “hilâfet”i toplayıcı olan bir kimseye “halîfe” denildiğinde, imâmet, hilâfetin bir ismi olmuş olur. Nitekim buradaki imamet dahi, böylece hilâfetin bir ismidir. İmâmet Hak cânibinden ya vâsıtasız yâhut vâsıtalı yöneltilir. Hârûn (a.s.)da bu iki kısım imâmetin her ikisi de sâbit oldu. Çünkü Mûsâ ve Hârûn (a.s.) ortaklaşa seyf (kılıç) ile ba’s olundular. Ve seyf ile ba’s olunan herbir resûl Hak hulefâsından bir halîfedir ve ülü’l_azmdendir. Diğer taraftan Hârûn (a.s.)ın imâmeti, Mûsâ(a.s.) tarafından tevcîh olunan hilâfeti de toplayıcıdır. İşte Hârûn (a.s.) vâsıtasız ve vâsıtalı olan iki kısım imâmeti hâiz olduğundan, “imâmî hikmet” Hârûnî Kelimeye mukârin kılındı. (…)

No Comments