“İhtişamlı ve nâzenîn bir pâyitaht: Edirne”

 

Derin Tarih (Özel Sayı: 34)’deki “İhtişamlı ve nâzenîn bir pâyitaht: Edirne” başlıklı, Arif Nihat Asya’nın (1904-1975) kısa bir süre kaldığı Edirne’den, öylesine etkilenmiş olduğu o şehirden ayrılırken arkasında – bu kısmen iktibas etmiş olduğu ve muhteşem bir destan dediği şiiri bırakmışdı.

İşte o şiir: “Selimiye” derler, “Edirneé derler… / Tatl bir gariplik duygusu gelir / Kemerler; çeşmeler; minarelerle /bir eski eserler kâmûsu gelir / Minarelerden en tatlı ezanlar / Dallardan güvercin “hû hû”su gelir. / Ayşekadın’a gül ve Yıldırım’a üç şerefelinin kumrusu gelir. / şu Selimiye’dir, şu Murâdiye, / Çinilerden sümbül kokusu gelir. / karşına ya iki sedef çekmece, ya iki mücevher kutusu gelir. / Vezirlerin iki tuğlusu gider, Arkasından YEDİ TUĞLUSU GELİR. / Şurada abdest alır Hüdâvendiğar; yerden suyu; gökten havlusu gelir. / Dedeler adına “Meriç” demişler, sınırdan bir ana kuzusu gelir. / Arda’dan su içer turnalar akşam, Tunca’ya Tuna’nın kuğusu gelir / bir yelpze açar vadi çiçekten, yurdumun şahane tavusu gelir. / Kovanlar, bahçeler birbirlerinin / Ovada, KAPU BİR KOMŞUSU GELİR. Kovanlar; bahçeler , BAĞLAR ÜSTÜNE / Akşamın ya sisi; ya pusu gelir. (…)


No Comments

Leave a Comment

Please be polite. We appreciate that.
Your email address will not be published and required fields are marked