Pergelin Yazmaz Sivri Ucu
İsmet Özel’in PERGELİN YAZMAZ SİVRİ UCU isimli kitabının (TİYO İsmet Özel Kitapları : Ağustos 2021 I. Baskı 1. Bin TIYO.) yine aynı başlık altındaki bölümünden alıntılar oluşturacak bu yazıyı.
Modernlik dünyada bulunup bulunmadığımız hususunda şüpheye düşmemizle başlar. Modern düşüncenin fitilini ateşleyen Descartes şüpheyi ortadan kaldıran kişinin adı olarak bilinir. Onun verdiği cogito ergo sum hükmü hayatımızı müşahhas hale getirdi. Müşahhas demek şahıs haline girmiş demek. Descartes’la birlikte şahıs ortaya çıkmakla kalmadı; onun en dikkate değer kimse olduğu fikri herkese hâkim oldu. Nitekim Descartes’in fikirlerinin optik alanındaki çalışmalara getirdiği verimlilik dikkat çekiciydi. Modern olmaktan kaçamaz olduk. Çünkü bu yeni felsefenin gölgesinde bakan hep biri vardı. Fert olarak biz mi idik, yoksa başka biri mi? kim olursa olsun bu bakan kimsenin görüp görmediği; gördüğü şeyin dikkati hak edip etmediği heyecan verici bir meşguliyet haline geldi. Modernliğin hakikatin üstüne kara bir glge saldığı yaklaşımı çok havalı felsefeleri doğurdu. Botaniğin ve Astronominin bilimin geçerli sayılması hususunu ayakta tuttuğu bârizdir. Kendimiz hepimize ilginç geldi. (buraya kadar s. 9’dan) Kendi kapasitesinin tanımını yaptığı şeyi aştığını düşünmeyen o tanımı göze alamaz. A. Einstein’in ve S. Freud’un SAVAŞ ÜZERİNDE NE SEBEPLE BİR TARTIŞMA YÜRÜTTÜĞÜNE akıl yorarsak her ikisinin de Yahudiliklerine güvenerek birbirlerine söz geçirmeğe çalıştığını görürüz. Eğer tam Yahudi olmak ve ÖYLE KALMAK İSTİYORSANIZ kalbinizde yaratılmışların yaratıcıdan bir parça olduğuna dair İNANCIN YERLEŞTİĞİ GÜNÜ BEKLEYİNİZ. Hıristiyanlık her konuda olduğu gibi yaratıcı ve yaratılmış münasebetinde de Yahudliği yaya bırakmıştır. Bir lokma ekmek, bir yudum şarapla Tanrı olursunuz. Dolayısıyla modernlik gereği insanın teşekkülü konusunda Yahudilerden ve Hıristiyanlardan bilgi almaktan daha tabii bir şey yoktur. Onlar meslekleri itibariyle ne kadar eksikleri, gedikleri olsa da yaratmanın tekelini ellerinde tutarlar.
Biz Müslümanlar ise kulluğu öne çıkardığımız için onlar gibi değiliz. biz kendimizi hasmımıza beğendirmekten uzak tuttuğumuz nispette böyleyiz. Böyleyiz de nasılız ? Müslüman olarak yıllar, yüzyıllar içinde ALDIĞIMIZ ŞEKİL içimizi burkuyor. Bir şahıs olarak bildiğimiz YERKÜRE SATHINDA YARATICILIK OYUNU oynamaktan geri duruşumuz bizi her çağda DÜNYA NİMETLERİ KARŞISINDA çaresiz bıraktı. Cazibelerini dünya sevgisine borçlu olanları görmezden mi geleceğiz; yoksa onların sihrine kapılmaktan zevk mi alacağız? Bu sualin cevabı yerküre üzerinde Türk düzeninin NE BİRİNE, NE DE DİĞERİNE YÜZ VERMESİYLE HAYAT BULUŞUNDA SAKLIDIR. Ketum bir yolla hayatımızı sardığı için Allah’ın kulu olmakla kazandığımız rütbe her iki dünyada da huzur verdi bize. İyi mi oldu? Bu huzurun kıymetini bilenler topluluğu haline gelmedik. Kur’an toplumu olarak, şu veya bu sebeple kadîm dünyanın EN GIPTA EDİLEN ülkesi iken kısır tohumların sıkı muhafızı olduk. Modernleşmemiz modernlik boyunduruğuna razı OLUŞUMUZUN TÜREVİDİR. Dünyada üstünlüğün mümessili iken gitmemiz gereken yere gitmedik. İslam düşmanlarının başımıza geçmeleri dünya hayatının cilvelerinden biri imiş gibi algılandı. Müslümanlığa tasallut edenlere mevki, makam, koltuk tahsis ettik.
Bunda bir hata bulmadığımız için tekrar etmekten zevk alıyoruz. İki yüz yıldır fırsat kollayan Vahhabi kuvvetleri 1916ncı Hıristiyan yılında Mekke’yi (dolayısıyla Kâbe’yi) ele geçirdi. Nasıl yaptılar bunu? Modernlik hem ideal, hem pratik olarak rakipsizdi ve bu rakipsizlik Vahhâbi savaşçıların mühimmâtıydı. Hıristiyan takviminin 1916. YILINDAN SONRA Hac farz olmaktan çıktı mı? Bu sualin Müslümanlar arasında geçerli olmasını önleyen kim? (…) Daha da ötede ölçüleri kaybolmuş âlemde kime ne yaptığı için Müslüman diyecektik? İçinden en kolay çıkma ihtimali olan sualler karşısında TUHAFLAŞTIK VE ARTIK BİZ XXI. Hıristiyan asrına mensup insanların AHİRETİ SEÇME temâyülüne TERS BAKIYORUZ. Oysa küfrün ağababaları “XXI. ASRIN HAÇLI SEFERİ” tabirine müracaattan geri durmuyor. Eğer insan tabiatı VARDIR DEME TEMAYÜLÜNDE İSEK İNSANLIK TARİHİNİ VE ÖZELLİKLE İSLAM TARİHİNİ YOK SAYMAĞA MEYLEDERİZ. MEYLİMİZİN BİZİ bir yere götürmesini bekledik; bekliyoruz; bekleyeceğiz.

No Comments