Uncategorized Posts

Sıkıntı

 

Şimdilerde sıkça duyduğumuz bir lâf var: “sıkıntı yok”. “Tamam, mesele yok, içiniz rahat olsun” anlamında. Bunu sıradan insanlar sıradan olaylarda söylüyorlar. “Sıradan” deyince hemen sorulması lâzım: sıradışı olan ne kaldı ki?
Meselâ en büyük şehrimize Belediye Başkanı seçilen yeni bir siyasetçi “Yeni bir başlangıç için” sözünü İBB duyuru imkânlarını kullanarak sıklıkla ifade etti seçildiğinden bu yana. Ama bugün aynı sözü seçkin bir akademisyen ve entelektüel bildiğimiz, Dışişleri Bakanı ve Başbakan olarak görev yapmış, nisbeten eski bir siyasetçi de ifade edince insan ister istemez sıradanlaşmanın hangi boyutlara geldiği gibi endişe verici bir gerçek karşısında bulunulduğunu düşünüyor.

“Yenikapı’daki makam araçları” (Mevlana İdris’in bir yazısından)

 

Karar‘da (07.09.2019), kitaplarını ve yazılarını ısrarla izlediğim, düşündürücü ve etkileyici bulduğum; gazete yazarı olarak da seçkinlik yönünden bana göre çok az sayıda olan gazete yazarlarından birinin, Mevlana İdris‘in “Çın çın öten sessizlik” başlıklı yazısının bir bölümünü hem sürpriz hem de ilginç ve merakımı celb edici olarak karşıladım. Siyasî içerikli olduğu için. Onun yazıları sanat, edebiyat, düşünce, kültür ağırlıklı yazılar olur hep. Kitapları da öyle. Ama, doğrusu olumlu anlamda bir hayretle karşıladığım bu yazısını da ayrı bir merakla ve heyecanla okudum ve sağduyu, iyi niyet ve serinkanlılık yansıtır bir yazı olarak değerlendirdim.

Merhûm Adnan Menderes için bir şiir

 

Mustafa Kutlu bu günkü (4 Eylül 2019) İşte şiir başlıklı yazısının bir yerinde (Yeni Şafak) şöyle diyor: “Merhum Adnan Menderes için bir şiir (kaç şiir) yazılmış mıdır? Bilmiyorum. Bir ağıt, bir türkü yakılmış mıdır?
Yazılmışsa bir kıymet-i harbiyesi var mıdır, zihinlere kazınmış mıdır, her hatıra geldikte bir “Yemen Türküsü” gibi dillerde dolaşmakta mıdır?

Cevdet Karal böyle bir şiir yazdı. Yayımından önce okudum şiiri ve “Cevdet, senden geriye sadece bu şiir kalsa yeter” dedim.

İşte İP 1961 başlıklı o şiirden bazı dizeler:

“Siz umûr-ı dünyânızı benden daha iyi bilirsiniz” (Hz. Muhammed S.a.v.)

 

Peygamberimiz (S.a.v.) Efendimizin başlıktaki sözünü içeren ve o bağlamda aşağıda Fusûsu’l-Hikem Tercüme Ve Şerhi-I (Müellif: Muhyiddin İbn Arabî, Tercüme ve Şerh: Ahmed Avni Konuk, Hazırlayanlar: Prof. Dr. Mustafa Tahralı- Dr. Selçuk Eraydın, 7.Basım, 2017, M.Ü.İ.F. Vakfı Yayınları) adlı eserden (s.224-225) bir bölümü aktaracağım (Eseri yayına hazırlayan -ikincisi merhûm olan- kıymetli hocalarımız günümüz Türkçesine olabildiğince yakın bir dili amaçlamışlarsa da, daha kolay okunup anlaşılması için bazı kelimelerin karşılıklarını vereceğim veya öyle kelimeler yerine onların karşılığı olabilecek kelimelerle ifade yolunu tercih edeceğim.):

” ‘Ben şefâat bâbında veled-i Âdem’in seyyidiyim’ buyurmakla siyâdetini hâs hâl ile, yani şefâat kaydıyla, tayin ve takyîd eyledi; ‘Ben veled-i Âdem’in seyyidiyim’ demek sûretiyle siyâdetini ta’mîm etmedi, yani işlerin tümünde ve cüz’î ve küllî durumlarda siyâdetini beyân buyurmadı; dahası ‘Siz dünya işlerinizi benden daha iyi bilirsiniz’ anlamındaki (başlık yaptığım) sözünü beyân buyurdu. (şefâat:birinin suçundan geçilmesi veya dileğinin yerine gelmesi amacıyla edilen aracılık; bâb: kapı, konu, husus; veled-i Âdem: Âdem’in çocukları; siyâdet: efendilik; ta’mîm: genelleştirme; hâs hâl: özel durum; ta’yîn: belirli kılma; takyîd: kayıd ve şarta bağlama)

Mevlana İdris’in 15 Temmuz’a dâir bir yazısını ve o geceki şehitler hakkında bir baba ve oğlundan söz ettiği şiirinin bir bölümünü alıntıladım

 

“Bugün 16 Temmuz”

“Bugün susmak istiyorum.

Kendini bayrağa sarıp tarih sahnesine yeniden çıkan ve bütün sonuçları içinde taşıyan bu halk! Bu halk konuştu 15 Temmuz’da, ekleyecek bir şeyim yok.

Balkanlardan geçiyorum ve çeşitli şehirlerde 15 Temmuz’la ilgili etkinlikleri görüyorum.

Türkleri görüyorum.

Bir defa daha anlıyorum, Dünyada değerler anlamında gerçeklik olarak iki kutup var: Türkler ve diğerleri.

Şehitlerimizi selamlıyorum. Hû.”