İsmet Özel’in “HENRY SEN NEDEN BURADASIN- 1 4.Baskı” ŞÛLE Yayınları 2004 Kitabından alıntılar

 

Cimri kimseler verdikleri -vermek zorunda kaldıkları dememiz daha yerinde olur belki- armağanların kalıcı şeylerden yapılmış olmasına özen gösterirlermiş. Buradan anlaşılabilir ki cimriliğin bir ucu teşhirciliğe uzanıyor. Cimriler göstermek istiyor. Cimrilerde başkaları uğruna bir şeylerin feda edildiğini o ve/veya diğer başkaların gözüne sokma isteği var. Halbuki cömert insan birine bir şey verdiyse verdiğini ve verileni baş başa bırakıyor. Kelimenin gerçek anlamıyla verdiği şeyi elinden tamâmen “çıkarıyor.” Oysa cimrilik edenler, verdikten sonra bile bıraktığı şeyin yanında yer almak istiyor. “Eli sıkı”, biz Türklerin cimriler için kullandığı tâbirdir. Cömertler için ise “eli açık” demişiz. Bir itirafa tanıklık etmek hoşunuza gidecekse, itiraf ediyorum: Ömrüm boyunca “eli sıkı” bir insan olarak yaşadım.

Ey İsmet Özel, şu altmış yıllık hayatının (dipnottan: Altmış yıllık hayâtımın göze acı veren bir uyanma süreci olduğunu söylersem, onu yerli yerince tavsif etmiş olmam. Artık beynimi her gün biraz daha elektriklenmiş hale sokan, yüreğimi burkan bir ayıkma sürecidir yaşadığım. Ne kadar ayıktıysam o kadar keyfim kaçtı. Keyfimi Güvendiğim dağlara kar yağması mı kaçırdı? Bilakis! Yanımda yöremde bulunanlara o çok güvendikleri dağları işaret ederek ”Bu dağlar çok kar kaldırır” demiş olmamı kimsenin ilgiye değer bulmayışı sebebiyle keyifsizim. Nasıl bir toplumda veya dünyada yaşadığımı, UĞRADIĞIM TOPLUM KATMANLARINI, HAYAT ÇİZGİMİN HANGİ EKSENLER ARASINDA, NERELERDE SEYRETTİĞİ HAKKINDA BİLGİM HER GÜN BİRAZ DAHA ÇOĞALDI; AMA BU BİLGİMİ kendisine NAKLETMEMDEN memnuniyet duyacak kişiyle bütün gayretime rağmen tanışamadım. Dünyanın hangi ahvâlde olduğuna dair itminana kavuştukça dünyalılardan yalıtıldım. On dört yaşımdayken gazetede Yahya Kemal’ in ÖLÜM HABERİNİ GÖRDÜĞÜM GÜN ÇOK ŞAŞIRMIŞ VE İÇİMDEN “BU ADAM çoktan ÖLMEMİŞ MİYDİ?” SORUSUNU GEÇİRMİŞTİM. TÜRKİYE’de (belki modern dünyanın her yerinde) TOPLUM hayatının cereyanındaki HIZLI DEĞİŞME VE BUNA BİRE BİR UYARLANAN algılama kalıpları BİREYİN mezara indirilmesini BEKLEMEDEN onu müzelik hale getiriveriyor. Benim yalıtık ömrüm, anlamına vâkıf olduğum ve beni anlamlı kılan dünyanın güncel dünya olmadığı bilincine varmakla geçti. Güncelliğe de, güncelliği dert edinene de yuh olsun! Nihayet elinizdeki kitaba kadar gelişimin sebebi bu. Bu kitabı hakkımda düşünülen her şeyi cerh etme kararlılığı içinde yazıyorum. YÜRÜRLÜKTE ve geçerli ne kadar kişilik kalıbı varsa hepsinin zelil, YÜRÜRLÜKTE ve geçerli ne kadar anlatım yolu varsa hepsinin sapkın olduğuna dair bir işaret çakmak istiyorum. (…) FANİLİK duygusuna olan isyanımı bastıramayışım yüzünden ölülere mahsus olduğundan hiç şüphe etmediğim iz bırakma güdüsü uyarınca hareket ediyorum. İnsanların farktan imtina etmeleri cehaleti kolaylaştırıyor, zulmü ağırlaştırıyor.

Titizlik ahlâkın ta kendisidir . Kim ki titizliği benimsemiştir; hangi işi yapıyor olursa olsun üstünkörü yaşamayacaktır. Gün gelip de foyası meydana çıkan insanların birden fazla, görene göre değişen hayatlar yaşadıkları anlaşılmıştır.

VARLIK SEBEPLERİNİ umursamayan insanların dayatmaları altında yaşamaktayız.

No Comments

Leave a Comment

Please be polite. We appreciate that.
Your email address will not be published and required fields are marked