Gökhan Özcan, “hayatlarımızın en acınası yanlarından biri”ne dikkatimizi çekiyor
“ Hayatlarımızın en acınası yanlarından biri, sürekli ‘yeni’sinin çıkmasını beklediğimiz şeylerle oyalanıp dururken eskiyip gidiyor olmamız…
“ Hayatlarımızın en acınası yanlarından biri, sürekli ‘yeni’sinin çıkmasını beklediğimiz şeylerle oyalanıp dururken eskiyip gidiyor olmamız…
“(…) Kelâmcı doğru itikadın peşindedir. Mutasavvıf ise bilgi kavramıyla nur kavramını özdeşleştirerek marifet adını verdiği, nazarî-aklî verilerin ötesinde manevî aydınlanma süreçleriyle ulaşılmış bir hakikati esas alır. Manevî aydınlanma süreçleri, önce teorik akıldan değil pratik akıldan başlar; belli bir erdemlilik ve arınma düzeyini yakalamaya yönelir. Arınma insânî yetkinliği, insânî yetkinlik aşk merdiveniyle yücelişi ve sonuçta Sevgili’ye vuslatı getirir. (…)” (s.62)
İlhan Kutluer, kitaplarını okumaktan zevk aldığım ve verdiği bilgilerden, yansıttığı düşüncelerden yararlandığım değerli ve seçkin bir entelektüel ve akademisyen.
“(…) Herkesin bir rengi olmalıydı. Herkesin kendine özgü kelimeleri… Herkes kendine özgü bir şekilde gülümsemeliydi.
“İnsanlardan öylesi de vardır ki Allah’ın rızasını taleb maksadıyla ( özgürce o rıza için yaşamak üzere, bütün malını fidye-i necât (kurtuluş fidyesi) olarak düşmanlara bırakıp, bir diğer ifadeyle kendisine ait tüm mal varlığını düşmanlara verip ) kendini satın alır. Allah kullarına çok merhametlidir.” (Bakara,2/207) (Başka meallerden de yararlanarak özellikle (Balıkesirli) Hasan Basri Çantay’a ait Kur’ân- Hakîm ve Meâl-i Kerîm, 1.Cild, Yedinci Baskı, 1392 H., 1972 M.)