Uncategorized Posts

Başını örten kız, felsefe bilme, hayatımızdaki loşluk ve boşluk, yaratılış gayemizin Allah’a kullukta bulunması

 

Başını örten kız dünyayı izah etmek için mi, yoksa dünyayı değiştirmek için mi felsefe bilecek? Ne biri, ne öteki. Başını örten kızın felsefe bilişi bir işe yarayacaksa onun şahsi mensubiyeti ve mensubiyetin aidiyete dönüşüp dönüşmediği hususunun tetkikine yarayacak. (…)

Merhûm Babanzâde Ahmed Naim Bey’in yayına hazırlamış olduğu bir eserden…

 

“Bana dua ediniz ki, istediğinizi vereyim. Dua ile olsun ibâdet etmekten yüksünenler, sonra zelîl ve hakîr olarak Cehenneme girecekler. (Gâfir, 40/60)

Şuur, şuursuzlaşma, illüzyonlar, ve kalbinin bağımlısı olan insanlar

 

“(…) Şuur dediğimiz şey, bir zihniyetin, bir anlama biçiminin, bir hissiyatın, bir idrakin kelimeleriyle örülüyor, dokunuyordu.

Mahmud Erol Kılıç’ın “Fütüvvet Peygamberi” başlıklı yazısından alıntılar

 

(…) Bir gün bir genç (Fetâ) gelir Hz. Peygamber’in huzuruna ve arkadaşlarının yanında ona, “İslam nedir?” diye sorar. Sonra “İman nedir?” diye sorar ve son olarak da “İhsan nedir?” diye sorar ve gider. Adeta cevaplarla çok ilgilenmez gibidir.

Varılması en zor olan bilgi ve huzûr için insanın kendini tanımaya çalışması zorunluluğu

 

Kendimizi tanımaktan kaçmak için bu kadar büyük çaba harcayışımızın elbette bir sebebi var. Kendini tanıyan insanın, bugün bizim kendimize reva gördüğümüz yaşama alışkanlıklarını kendine, insanlığına yakıştırmasına imkan ve ihtimal yok.