Uncategorized Posts

Kur’an-ı Kerîm’den üç âyet (meâl olarak)

 

* “Hiç Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen bir kimse, o kör olan kişi gibi midir? Ancak selîm(sağlam, kusursuz, doğru) akılların sahipleridir ki iyice düşünür(idrak eder)ler” (Er-Ra’d, 13/19)

* “Onlar ki îman etmişlerdir, kalbleri Allah’ı zikirle huzûr ve sükûna(tatmîne) kavuşanlardır. Haberiniz olsun ki, kalbler ancak Allah’ı zikirle yatışır(tatmîn olur).” (Er-Ra’d, 13/28)

* “O, göklerle yerin yaratanıdır. Size hem kendinizden eşler(çiftler), hem davarlardan eşler yaptı. Sizi bu sûretle üretip duruyor. Onun misli(benzeri) gibi bir şey yoktur. O, hakkıyle işiten, kemâliyle görendir.” (Eş-Şûrâ, 42/11)

Kaynak Meâller: Kur’ân-ı Hakîm ve Meâl-i Kerîm, 2. Cild, 7.Baskı, Balıkesirli Hasan Basri Çantay, 1392 Hi.- 1972 Mi., Nâşiri: Mürşid Çantay, Bayezid-İstanbul.
Kur’an-ı Kerîm ve İzahlı Meâli (Türkçe Anlamı), Ahmed Davudoğlu, Çelik Yayınevi, Cağaloğlu-İstanbul.

Basından seçtiğim yazılardan alıntılar (2 Kasım 2017)

 

“Yaşamak bir şeyleri geride bırakmak demek bir anlamda… Yani bir şeyleri yanında götürememek, onları ardında bırakmak demek… Bunun tabii sonucu eksilmektir. (…) Geçmiş dediğimiz şey, bizi insan eden, inşa eden, hayatımıza şeklini, rengini, kokusunu, hafızasını veren şey… (…)

“Cumhuriyetçilik”in nasıl oluştuğuna dair bir yazı çerçevesinde bilgi

 

M. Şükrü Hanioğlu yıllardır her Pazar günü yazılarını merakla okuduğum seçkin bir akademisyen ve entelektüel. Bu Pazar günü aynı zamanda ‘Cumhuriyet Bayramı‘nın kutlandığı gün. Bugünkü yazısının (Sabah, 29.10.2017) başlığı şöyle: “Cumhuriyetçilik” nasıl “oluştu”?

Seçtiğim gazete yazılarından yine seçtiğim sözler

 

“(…) Neden bugünün insanı bilumum hastalıklardan oluşan bir felaket çemberinin her an kendisini içine çekmeye çalıştığı vehmiyle yaşıyor? (…)

Bir gazete yazarının istisnaî değerde bir alıntı da içeren yazısı üzerine

 

(…) “Zamanın bilincinde olmayanlar sıkılmaz; hayat ancak, geçen her anın bilincinde olunmazsa tahammül edilebilen bir şeydir; Yoksa bizim için her şey berbat olur. Sıkıntı tecrübesi, azmış zamanın bilincidir” diyor Cioran, Ezelî Mağlup’ta (…). (Gökhan Özcan‘ın “Çarpı işaretleri” başlıklı yazısından; Yeni Şafak, 19.10.2017).