Sıradışı bir yazıdan insanlık durumumuza dair birkaç satır
“Küçük meselelerle uğraşan insanlar olduğumuz için; idraklerimiz de, hissedişlerimiz de, yaşayışlarımız da gittikçe küçülüyor.
“Küçük meselelerle uğraşan insanlar olduğumuz için; idraklerimiz de, hissedişlerimiz de, yaşayışlarımız da gittikçe küçülüyor.
“Yıllarca yaşadığımız zamana ayak uydurabilmek için çabalayıp durduk; şimdi görüyoruz ki ayaklarımız çoktan bizi kendine uydurmuş götürüyor! (…) Yaşıyoruz, yani iki nokta arasında bilerek ya da gayrı ihtiyari yürüyoruz işte. Yürüyoruz ama nereye?
“(…) İlginç olan 1908’de “ebediyen” “ilân” edildiği ve alanının sürekli biçimde genişleyeceği düşünülen “hürriyet”in imparatorluktan cumhuriyete ulaşan bir süreçte ancak “teneffüs araları”nda yaşanabilmiş olmasıdır.
Bu genişlikteki bir zaman dilimi, “hürriyetin doğmaması”nın liderlik ve siyasal örgütlenmeler üzerinden açıklanabilmesini imkânsız kılmaktadır. Dolayısıyla konuya “yapısal” bir sorun olarak yaklaşmak anlamlıdır.
“(…) Çok katlı bilme dereceleri olduğuna inanan bir kişinin kendi zaviyesinden gördüğü bir hakikati o zaviyeden görmeyen birisine ispatlamaya kalkması kadar saçma bir şey olamaz. Geleneğin ustaları “Bir aptalla tartışıyorsanız iki aptal tartışıyor demektir” derler. (…)
İlki Rasim Özdenören’in “Kan dökmedeki bu gözü dönmüşlük nedir?” başlıklı yazısı. Yazının son satırları: