Uncategorized Posts

Merhum Fethi Gemuhluoğlu: kendisinden ve kendisi hakkında sözler

 

Kendisini iyi ki yaşarken sadece hakkında anlatılanlardan da olsa tanımışım. Bizzat görüşmek üzere Türk Petrol Vakfı Genel Sekreteri olarak görev yaptığı yere uğramama rağmen görmek ve görüşmek kısmet olmamıştı. 1977 yılının böyle bir ekim ayında vefat ettiğinde üstad Nuri Pakdil ağabeyle evine tâziyeye gittiğimizi hatırlıyorum. 55 yıllık kısa ömrüne, çok konuşmamasına-çok yazmamasına rağmen edebiyat, fikir, sanat ve ilim alanlarında çalışmalar yapan insanların ilgi ve saygı duydukları, bir bilge- ârif olarak gördükleri mümtaz bir insandı. Allah rahmet ve mağfiret eylesin.

“Modern insanın içinde bulunduğu psikoz” hakkında…

 

“Şimdi bilemiyorum.
Yirmili yaşlarımda, birçok konuda teoriler öne sürer ve bunları ‘kesinlikle diye başlayan heyecanlı cümlelerle savunurdum.
Şimdi ‘kesinlikle sözünü hiç kullanmıyorum. Çünkü dünyada herşeyin görece olduğunu, hiçbirşeyin kesin sayılamayacağını öğrendim.”

Bu sözleri “Söz’ün Özü -kelâm-ı ilahi’nin tabiatına dâir-” başlıklı kitabının (Kitabevi, Ocak 1999) ÖNSÖZ’ünde nakleden (s.9) Dücane Cündioğlu, bunlara dair şunları söylüyor:

Kemalizm, Kemalistler ve Türkiye üzerine Lütfü Oflaz’ın yazısı: değinmeler, alıntılamalar

 

Lütfü Oflaz’ın bu günkü yazısının (Star, 11.10.2016) başlığı şöyle: “Kemalizm çıkar yol mu; çıkmaz sokak mı?”
Yazar, Ergenekon, Balyoz diye anılan darbe davalarında suçlanan Kemalistlerin AK Parti iktidarının gözünde aklanmamış olduğu tespitini Başbakan Binali Yıldırım’ın bir sözüne yer vererek yapıyor.

Kılıçdaroğlu’na Kılıçarslan’dan cevap

 

İsmail Kılıçarslan’ın “Bari cevap verelim” başlıklı yazısının (Yeni Şafak, 11.10.2016) birkaç yerinden alıntılar sunacağım. Parantez açarak yaptığım açıklamalar var, belirtirim.

“Kartal Belediyesi’nin düzenlediği ‘Günümüz İslam Dünyasında Meseleler ve Çözüm Yolları’ başlıklı toplantıda konuşan CHP Başkanı Kılıçdaroğlu, 15 soru sormuş ve konuşmasını şu cümleyle bitirmiş: ‘Bunların cevaplarını hep birlikte aramak zorundayız.’
Kılıçdaroğlu’nun ‘hep birlikte’ diyerek kastettiği kitlenin içinde var mıyım bilmem. Lakin yine de, bu 15 sorunun bazılarını aklımın erdiği, kalemimin döndüğü kadar cevaplamak isterim.”

“Bu işin doğrusu ne?” / “Bu ne kadar eski bir soru?”

 

Gökhan Özcan’ın “Boşluğu dolduran boşluk” başlıklı yazısının (Yeni Şafak, 10.10.2016) bir yerinden, sonraki öncekine bir karşılık gibi olan ve ilki bir kişiye aitken, ikincisi o kişinin de içinde bulunduğu koca bir kalabalığa ait olan iki soruyu aktardım.