Salâhaddîn Eyyûbî
Haçlı ordularına karşı kazandığı zaferlerle KUDÜS’ü yeniden İslâm topraklarına katan, adâleti ve cömertliğiyle ÇAĞININ öTESİNE geçen Büyük bir komutan: Salâhaddîn Eyyûbî. Mücadelesini SAVAŞ MEYDANLARINDA SÜRDÜRMÜŞ fakat İlme, imara ve ümmetin birliğine de elinden geldiğince hizmet etmişti. Şiî Fâtımî hilâfetine son vererek İslâm dünyasındaki parçalanmayı durdurdu; câmiler, medreseler ve köprülerle bir medeniyet inşâ etti. Öldüğünde geride neredeyse hiçbir mal varlığı bırakmayacak kadar dünya nimetlerinden uzak duran bu kahraman, hem Doğu’da hem Batı’da adâletiyle anıldı. “Şark’ın en sevgili “sultanı” unvanını sonuna kadar hak etti.
Ortadoğu, Hicaz, Mısır ve Kuzey Afrika’da hüküm süren Eyyûbî ailesi, başlangıçta Zengîler Atabeyliği’ne bağlı iken, Nureddin Mahmud b. Zengî’nin ölümünden sonra gelişen olaylarla BAĞIMSIZLIKLARINI KAZANARAK BİR DEVLET HALİNE GELMİŞTİR. Hanedanın erken dönemi hakkında kesin bilgiler BULUNMAMAKLA BİRLİKTE, Arran ve Ani’de HÜKÜM SÜREN Şeddâdîler’in yıkılması üzerine ailenin atası Şadi,1126’da Bihrûz el-Hâdim’in isteğiyle OĞULLARI Necmeddîn Eyyûb ve Şîrkûh ile birlikte Irak’a gitmiş, orada Tikrit valiliğine atanmıştır. Şadi’nin ÖLÜMÜNDEN SONRA bu görevi Necmeddîn Eyyûb DEVRALMIŞTIR.
1131’de Irak Selçuklu Sultanı Mahmud’un vefatıyla birlikte ÜLKEDE taht MÜCADELESİ BAŞLADI. Halifenin Selçukşah’tan YANA TAVIR ALMASI ÜZERİNE Mesud, Zengîler Atabeyi İmâdeddîn ZengÎ’DEN YARDIM İSTEDİ. Ancak Mesud ve Zengî, Halife ve Selçukşah karşısında mağlub oldu. Bu yenilgi ÜZERİNE İmâdeddîn Zengî Tikrit’e SIĞINMIŞ, BURADA VALİ OLAN Necmeddîn Eyyûb ONA DİCLE’Yİ GEÇMESİ İÇİN YARDIM ETMİŞTİR. Böylece Zengîler ile Eyyûbîler ARASINDAKİ DOSTANE İLİŞKİLER BAŞLAMIŞ OLDU.
Birkaç YIL SONRA Şîrkûh’un BİR selçuklu askerini öldürmesi, EYYûbîLER İLE BihrÛZ El-hâdim ARASINDAKİ İLİŞKİLERİ GERGİNLEŞTİRECEKTİ. Necmeddîn Eyyûb ve Şîrkûh, BU OLAY ÜZERİNE İMâDEDDÎN Zengî’ye MÜRACAAT EDEREK ONUN HİZMETİNE girmişlerdir. Zengî, Eyyûbîler’e Mevzîr ve Şehrizor gibi bölgelerde İKTALAR VERMİŞ, onlar da Haçlılara KARŞI yürütülen SEFERLERDE Zengî’nin YANINDA YER ALMIŞLARDIR. 1140’ta BAALBEK’in FETHİNDEN SONRA BÖLGE Necmeddîn Eyyûb’a VERİLDİ; Urfa’NIN ALINIŞINDA DA Eyyûbîler önemli rol oynamıştı. İmâdeddîn Zengî’nin 1146’da ÖLÜMÜYLE OĞULLARI Seyfeddîn Gazi Musul’da, Nureddin İSE Halep’te HÂKİMİYET KURDU. İ. Zengî’nin ÖLÜMÜNÜ FIRSAT BİLEN Dımaşk atabeyleri Baalbek BÖLGESİNİ ELE GEÇİRMİŞLER, ANCAK NecMEDDîn EyyÛB onlar karşısında varlık gösteremeyeceğini anlayınca bu durumu kabullenmek zorunda kalmıştır. bu süreçte Dımaşk bölgesinde de TANINAN İTİBARLI BİR EMÎR konumuna yükselmiş VE EyyÛbîler, Nûreddin’in İDARESİ ALTINDA Haçlılar’A KARŞI MÜCADELEYİ SÜRDÜRMÜŞTÜR.
Müslümanlara zaferi getiren stratejik hamle
1221 Temmuz’unun son günlerinde Haçlılar BAŞLARINA GELECEKLERDEN HABERSİZ, Şârimsâh’tan güneye doğru yola çıktılar: Nil’den Menzele Gölü’ne doğru uzanan KURUMUŞ BİR KANALI aşıp güneye doğru ilerlemeye devam ettiler. Haçlılar kanalı geçerken buranın güvenliğini önemsemediler ve hiçbir güvenlik tedbiri almadılar. Oysa bir süre sonra MÜSLÜMANLAR aslâ akledemeyecekleri BİR HAMLE yaparak bu kanalı SU İLE DOLDURUP GEMİLERLE ONLARI ARKADAN KUŞATACAKLARDI. Haçlılar, Müslüman karargâhının karşısına, Nil’in doğu kıyısındaki OVAYA ordugâhlarını KURDULAR. Bu arada HAÇLI GEMİLERİ DE Nil’in KIYISINDA BİRBİRİ ARDINCA DİZİLEREK SAVAŞ pozisyonu aldı. MancıNIKLAR KURULUR KURULMAZ HAÇLILAR MÜSLÜMAN KARARGÂHINI TAŞ YAĞMURUNA TUTMAĞA BAŞLADI. Müslümanlar da KARŞI MUKABELEDE BULUNDU.
Suriye’den yola çıkan el-Muazzam, 14 AĞUSTOS 1221 TARİHİNDE HENÜZ SULAR yükselmeden ORDUSUYLA Haçlıların KISA SÜRE ÖNCE GEÇTİKLERİ kanaldan GEÇMEYİ BAŞARDI. Karargâhını haçlıların arkasına kurarak Haçlılar ile Dimyat’ın BAĞLANTISINI SAĞLAYAN YEGANE KARA PARÇASINI TUTTU VE ONLARIN DÖNÜŞ YOLUNU KAPATMIŞ OLDU. NİLİN SULARI YÜKSELMEYE başlayınca Müslüman askerler NEHRİN SETLERİNİ YIKARAK KANALIN SU İLE DOLMASINI SAĞLADILAR. el-Kâmil bir filosunu Nil ÜZERİNDEN BU kanala geçirince NEHRİN HÂKİMİYETİ TÜMÜYLE Müslümanların eline geçmiş, Haçlıların BÜTÜN ÇIKIŞ YOLLARI KAPATILMIŞ OLDU. el-EŞREF, KUVVETLERİYLE NİL DELTASINDA BAHRÜ’L-mahalle adı verilen körfeze doğru ilerleyerek buradaki HAÇLILARLA SAVAŞA TUTUŞTU.
TAM BU ESNADA Müslümanlar, NİL’İN SULARININ yükselmesini fırsat bilerek HAÇLI KarargâHI’NA DOĞRU BAKAN SU BENTLERİNİ AÇTILAR. BENTLERDEN BOŞALAN SULAR BİR SEL HALİNDE Haçlıların bulunduğu ovaya doğru aktı. MERKEZDE BULUNASN HAÇLILAR, NİSPETEN YÜKSEKÇE BİR TEPEYE ÇEKİLEREK SULARA KAPILMAKTAN KURTULABİLDİLER. HAÇLI KUVVETLERİ İSE SAVAŞ ALANINI TERK EDEREK ANA KARARG3AHA ULAŞMAYA ÇALIŞTILAR, ANCAK NEREDEYSE HEPSİ müslüman okçuların hedefi oldu. (…) Bu ilk başarı Müslümanların maneviyatını yükseltti; ümitlenmelerini sağladı. o gece HAÇLILAR BÜTÜN ÇADIRLARI, MANCINIKLARI VE HHER TÜRLÜ MÜHİMMATI ATEŞE VERDİLER. Ertesi SABAH DÜŞMAN KARARGâhını SAĞ TARAFTAN HİLÂL ŞEKLİNDE KUŞATAN müslümanlar, haçlıların üstüne yağmur gibi ok yağdırdılar. KARA SALDIRILARI İLE EŞ ZAMANLI OLARAK ŞEVÂNî VE HARRAKA GEMİLERİNDEN ATILAN ATEŞLİ TOPLAR DA HAÇLILARIN KARARGâhına İSABETLİ ATIŞLAR YAPTI. HAÇLILARIN BİNDİKLERİ GEMİLERİN BİR KISMI AŞIRI İZDİHAMDAN VE DENGESİZ DOLAYI YAN YATARAK BATTI. VE PELAGİUS SULH İSTEMEK ZORUNDA KALDI.

No Comments