FÎHİ MÂ FÎH, Ellibeşinci Fasıl’dan alıntılar

 

Hz. Pîr, birisine hitâben buyurdu ki: Hâtırın hoş mudur, nasıldır? Hâtır azîz bir şeydir, bir tuzak gibidir. Sayd etmek için, tuzağın sağlam olması lâzımdır. Eğer hâtır nâ-hoş olursa, tuzak bozulmuş olur; işe yaramaz. İmdi bir kimse hakkındaki muhabbet ifrât üzere olmamalıdır. Düşmanlık da ifrât ile olmamalıdır. Bu her ikisinden tuzak bozulmuş olur. (Yani “İşlerin hayırlısı ortasıdır”) mûcibince, vasat derecede olmalıdır. İfrât üzere olmamalıdır dediğim muhabbet Hak Teâlâ’nın gayri hakkındadır. Hak Teâlâ hakkında ise, hiç ifrât mutasavver değildir. Onun hakkındaki muhabbet, her ne kadar ziyâde olursa bihterdir (iyidir). Vaktâki Hakk’ın gayrine olan muhabbet müfrit olur ve halk ise devr- i feleğin musahharıdırlar; felek döner ve halkın bütün ahvâli de döner. İmdi muhabbet bir kimse hakkında ifrât ile oldukda, dâimâ onun saâdeti ve azameti arzû olunur. Bu ise müteazzirdir (zordur). Bundan dolayı hâtır müşevveş (karışık) olur ve adâvet müfrit oldukda, dâima onun nuhûset (uğursuzluk) ve nekbeti (felâketi) istenir. Çerh-i felek ise dâirdir; bir vakit onun nuhûset ve nekbeti istenir; felek çerhi ise dâirdir; bir vakit mes’ûd ve bir vakit menhûs olur; ama yine hâtır müşevveş olur. Bir kimse mûcidini nasıl sevmez? Muhabbet onda kâmindir (saklıdır). “Hiçbir şey hâriç değil, hepsi O’na hamd ve tesbîh ederler” (İsrâ, 17/44)

No Comments

Leave a Comment

Please be polite. We appreciate that.
Your email address will not be published and required fields are marked