Vücûd (Varlık) Mertebeleri
La-Taayyün Mertebesi
Varlığın zuhur ettiği mertebelerin sıralanışı, taayyünsüzlük (la-taayyün) mertebesi ile başlatılır. Gerçi la-taayyün ile taayyün çelişen kavramlardır. Çünkü varlığın taayyün etmesi (belirmesi) ve belirli mertebelerde farklı hüküm ve isimleri alması, onun bilginin konusu olmasıyla ilgilidir. La-taayyün ise hiçbir şekilde bilinmemek ve idrak edilmemek demektir. B Bununla birlikte La-taayyünün sıralamada anılması, iki anlamda mümkündür: Birincisi taayyün mertebelerini sıralamanın ancak La-taayyün mertebesinden başlanarak yapılabilmesi, ikincisi ise bizzat taayyün ve mertebe kavramının nisbîliğini ve izâfiliğini bu kavramın ifade etmesi. Her iki durumu, Konevî açısından şöyle açıklamak mümkündür:
Her taayyün daha önceki bir taayyünsüzlükten ortaya çıkar. Bu durum farklı dereceleriyle farklı isimler alabilir. Ancak Konevî “Zuhur, kendisinden önceki bir bâtınlıktan (bâtın: zâhir’in zıddı) olabilir (dipnot: Konevî, Fusûsu’l-Hikem’in Sırları, s. 37 (el-Fükûk, s. 202) diyerek ona işaret eder. Böylelikle varlıkta esas olan Bâtınlıktır. İkincisi ise la-taayyün taayyün ile anlaşır ve bilinir duruma gelen varlık’ın bilinmez yönüne işaret eden bir ma’nâya sâhiptir. Çünkü Konevî’nin sürekli ifade ettiği gibi la-taayyün ile taayyün aynı varlık için ve aynı anda geçerli iki durumdur. Yoksa önce bir taayyünsüzlük tasavvur edip taayyünün buradan çıktığını farz etmek Konevî’ye göre tam bir çelişkidir. Bu anlamda taayyün ve la-taayyün, varlığın iki itibarı diye ele aldığımız mutlaklık ve mukayyedlik ile aynı anlam’a gelir. Nasıl ki varlık için mutlaklık ve mukayyedlik aynı anda verdiimiz iki hükümdür ve VARLIK aynı anda iki zıt ve çelişik HÜKME KONU OLMAKTADIR, aynı şekilde aynı anda hem taayyün eder ve hem de taayyün dışı kalır. Konevî bunu “Her taayyünde taayyünsüzlük vardır”, veya “Hak taayyün eden her şeyde taayyünsüzdür,” ifadeleriyle dile getirir. (Konevî, Fusûsu’l-Hikem’in Sırları, s. 34 (el-Fükûk, s.199)

No Comments