admin Posts

“Ancak kalb huzûru ile namaz olur.”

 

Mevlânâ Celâleddîn Rûmî‘nin FÎHİ M FÎH(o şey ki onun içinde) adlı eserinin (Tercüme: Ahmed Avni Konuk, Hazırlayan: Dr. Selçuk Eraydın, İZ Yayıncılık, 8. Baskı: 2009) Otuzsekizinci, otuzdokuzuncu ve kırkıncı Fasıllardan yapacağım bazı alıntılamalar (bunlardan ilki s.131’den bir cümle olup bu yazının başlığını alıntı olarak teşkil etmekte) bu yazıyı oluşturacak.

” Ve salât-ı dâim (devamlı namaz) ruhdan başkasının makdûru (elinden geleni) değildir.” (s.131)

“Aşkı ancak bir başka aşk izâle eder.” (s.131)

“Allah ile oturmak isteyen tasavvuf ehli ile berâber otursun.” (s.131)

“Dünya hayâtı ancak bir oyun ve bir eğlencedir.” ( Muhammed sûresi, 47/36) (s.131)

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

 

(D. 11 Kasım 1821, Moskova- Ö. 9 Şubat 1881, St.Petersburg)

“Rus ve dünya edebiyatının en büyük yazarlarından biri olarak kabul edilen bu kişi, gençlik yıllarında verdiği eserlerle edebiyat çevrelerinde belirgin bir başarı yakalayamadı. Sibirya’da geçirdiği dört yıllık kürek cezasından sonra ise büyük romanlarını birbiri ardı sıra verdi. Yeraltından Notlar, Suç ve Ceza, Kumarbaz, Budala ve Karamazov Kardeşler başlıca romanlarıdır. Bu eserlerini hayat boyu yakasını bırakmayan sağlık sorunları ve maddî sıkıntılar eşliğinde vermiştir. Dostoyevski, denilebilir ki, kitaplarındaki kahramanlarına uyacak şekilde, başyapıtlarını ‘çile’ çekerek oluşturmuştur. (s.3)

“Dostoyevski, yaşamının son günlerinde, insan ve yazar olarak en büyük hayalinin, yaşadığı çağda Rusya’daki ve tüm dünyadaki insanların ‘onda dokuzuna’, yani ezilen ve aşağılananlara yardım etmek olduğunu belirtmiştir. XIX. yüzyıl gerçekçi edebiyatında geniş yığınların yoksulluk, toplumsal eşitsizlik ve tahakküm nedeniyle yaşadıkları ıstırabın Suç ve Ceza kadar korkusuzca ve gerçekten Shakespeare’i hatırlatacak bir güçle betimlendiği (tasvir edildiği) bir başka eser daha yoktur. (…)” ( s.8)

“Avrupalılık insanlığın vardığı en ileri noktaydı.”

 

İsmet Özel‘in İstiklâl Marşı Derneği internet portali İsmet Özel Köşesi’nde ALIN TERİ GÖZ NURU üst-başlığı altında UYDURMAK, UYDURAMAMAK başlığıyla çıkan 25 Zilkâde 1444 (14 Haziran 2023) tarihli yazısının (http://www.istiklalmarsidernegi.org.tr/ IsmetOzel?Id=178&/Katld=7) birkaç yerinden yapacağım alıntılamalar (bunlardan ilki o yazının başlarından “Avrupalılık insanlığın vardığı en ileri noktaydı.” cümlesinin alıntı olarak bu yazının başlığını teşkil etmesi) oluşturacak bu yazıyı.

“Ömrümün sonuna yaklaştığımın bilincinde olarak henüz 17 yaşımda ‘Dünyada bir şair vasfıyla belirme’ kararı almış olmamdan şikayetçi değilim.”

“79 sene boyunca ne yaptıysam yaptığıma pişman değilim, yıllar içinde her yaptığımı bugün de açık alınla yaparım ve fakat yaptığım her şeyden bir şikayetim var. Pişman olmayışım ve şikayetçi oluşum birbirine cevap veriyor.”

“Dünyada dönen dolapların hiçbirine kendimi, ne kadar gayret ettimse de uyduramadım.”

İslâm Felsefesinin Özgünlüğü

 

İlhan Kutluer‘in YİTİRİLMİŞ HİKMETİ ARARKEN kitabının (İZ Yayıncılık, 4.Baskı 2017) “İslâm Felsefesi Hangi Anlamda Özgündür?” başlıklı bölümünden yapacağım bazı alıntılamalar oluşturacak bu yazıyı.

“İslâm felsefesini yapanlar ile yazanların anlam dünyaları tam olarak kesişmiyor olabilir; ancak bu geleneği üretenlerin özgünlükten anladıklarını yeniden keşfetme çabamız, öncelikle geleneğin ruhuyla paralellik taşımak zorundadır. Bizim bugünkü hareket noktalarımız ile İslâm’ın klasik çağında bir felsefe geleneği üretmeye çalışanların varmak istediği yer arasında bir gaye farkı varsa yaptığımız tartışmanın ne ölçüde sahici olduğu konusunda kuşkular taşımamız gerekir. Demek ki iki anlamlı varsayımı ortaya koymak durumundayız: a. İslâm filozofları genel felsefe etkinliğinin ruhuna uygun bir entelektüe gelenek inşa etmeyi özgün bir tutum olarak benimsemişlerdir; b. İslâm filozofları felsefî araştırmalarını genel felsefe tarihine anlamlı biçimde eklemlenebilen ve fakat kendine özgü nitelikleri haiz bir entelektüel etkinlik olarak kavramışlardır.

E. İmamoğlu değişim olarak İstanbul’a ne kattı?

 

Bir süredir CHP Genel Başkanlığına göz dikmiş olduğu bilinen İmamoğlu ‘değişim’ sözüne çok yer veriyor konuşmalarında. İstanbul’u nasıl değişime uğrattıysa CHP’yi de öyle bir değişime uğratacağını ifade etmiş oluyor. Değişim üstâdı kendisi sanki!

Üniversite tahsilini İstanbul’da yapmış ve son 22 yıldır da İstanbul’da yaşayan biri olarak şu sıralar CHP Genel Başkanlığına lâyık tek kişi olarak âdeta kendisini gören bir Ekrem İmamoğlu vakıasıyla karşı karşıyayız. Sık sık televizyonda görüyoruz kendisini Cumhurbaşkanı seçim sürecinden bu yana. Özgür Özel iyi ki aday olacağını duyurdu da Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu ikilisine kalmadı CHP’de genel başkanlık yarışı.

Kılıçdaroğlu iki rakiple karşı karşıya şimdi. Biri parti teşkilatından Ö.Özel, diğeri altılı masadan ve hâlen İBB Başkanı olan E. İmamoğlu. Kılıçdaroğlu Baba-oğul ilişkisinden bahsederken şimdi oğul kendisine rakip durumda. Arada bir git işine bak diyorsa da ötekinin hâlen görevde olduğu işine gitme niyeti yok, onun niyeti CHP’nin genel başkanı olmak ve İstanbul’da yaptığı müthiş değişimi (!) CHP’de de yapmak! Durum bu günlerde böyle. Hayırlısı olsun. CHP için de, İstanbul için de.

Ne ki kimi insanlar seçilmek istedikleri yerlere seçilerek gelmelerinden sonra genel seçim geldiğinde sanki kendi görev yerlerinde işleri bitmiş de esas görevlerindeki başarılarıyla değil bir tür siyasetçi hafiflikleriyle kamuoyu önünde Cumhurbaşkanı seçiminde ilginç tuhaflıklar sergileyerek, seçim sonuçlanmış gibi TV ekranlarında iki büyük şehir belediye başkanları olarak bir tür gösteride bulunmuşlardır. Daha sonra da ikinci tur sürecinde özellikle İBB Başkanı E. İmamoğlu yine sahnede gözükmüş, Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra da CHP Genel Başkanı olma isteği ve hedefini daha belirgin kılmaya başlamıştır. Süreç devam ediyor. Baba-oğul ilişkisi ne zaman olumlu ya da olumsuz sonuçlanacak göreceğiz. Tuhaf bir döneme tanıklık ettirdi kamuoyunu bu altılı masa Kılıçdaroğlu, Akşener, İmamoğlu ve Yavaş gibi figürlerle. Türk siyasi hayatında bu kadar düşük düzeyde siyaset görüntülerine halk ilk defa tanık oldu denilse mübalağa sayılmaz. Şu anda(16.6.2023, saat:15:00-15.15) bir TV kanalında üç dönem milletvekilliği (25., 26., 27. Dönemler) yapmış Arzu Erdem benim bu yazdıklarımı doğrulayıcı sözler ifade ettiği gibi, özellikle E.İmamoğlu’nun İstanbul’da B.Ş. Belediye Başkanı olarak hiçbir şey yapmadığı, bu büyük şehre kazandırdığı bir şey olmadığı iddiasını son derece açıklıkla vurguladı.