admin Posts

“Yitirilmiş Hikmeti Ararken” adlı kitaptan (müelllifi: İlhan Kutluer) bazı sözler/ifâdeler (2)

 

“(…) Kelâmcı doğru itikadın peşindedir. Mutasavvıf ise bilgi kavramıyla nur kavramını özdeşleştirerek marifet adını verdiği, nazarî-aklî verilerin ötesinde manevî aydınlanma süreçleriyle ulaşılmış bir hakikati esas alır. Manevî aydınlanma süreçleri, önce teorik akıldan değil pratik akıldan başlar; belli bir erdemlilik ve arınma düzeyini yakalamaya yönelir. Arınma insânî yetkinliği, insânî yetkinlik aşk merdiveniyle yücelişi ve sonuçta Sevgili’ye vuslatı getirir. (…)” (s.62)

“Yitirilmiş Hikmeti Ararken” adlı kitaptan (müellifi: İlhan Kutluer) bazı sözler / ifâdeler (1)

 

İlhan Kutluer, kitaplarını okumaktan zevk aldığım ve verdiği bilgilerden, yansıttığı düşüncelerden yararlandığım değerli ve seçkin bir entelektüel ve akademisyen.

İki gazete yazısından alıntılar…

 

“(…) Herkesin bir rengi olmalıydı. Herkesin kendine özgü kelimeleri… Herkes kendine özgü bir şekilde gülümsemeliydi.

Kur’an’dan bir âyet üzerinde düşünme

 

“İnsanlardan öylesi de vardır ki Allah’ın rızasını taleb maksadıyla ( özgürce o rıza için yaşamak üzere, bütün malını fidye-i necât (kurtuluş fidyesi) olarak düşmanlara bırakıp, bir diğer ifadeyle kendisine ait tüm mal varlığını düşmanlara verip ) kendini satın alır. Allah kullarına çok merhametlidir.” (Bakara,2/207) (Başka meallerden de yararlanarak özellikle (Balıkesirli) Hasan Basri Çantay’a ait Kur’ân- Hakîm ve Meâl-i Kerîm, 1.Cild, Yedinci Baskı, 1392 H., 1972 M.)

Abdülkerîm el-Cîlî’nin İnsân-ı Kâmil adlı eserinden ‘hayâl’ hakkında birkaç satır alıntı

 

Abdülkerîm el- Cîlî’nin (d.H.767/M.1365- v.H.832/M.1428) en ünlü eseri olan “İnsân-ı Kâmil”in (Mütercim: Abdülaziz Mecdi Tolun, Yayına Hazırlayanlar: Yrd.Doç. Dr.Selçuk Eraydın-Ekrem Demirli-Abdullah Kartal, İz Yayıncılık, 4. Baskı; İstanbul, 2015) Elliyedinci Bâb’ını oluşturan “Hayâl Hakkındadır” bölümünden birkaç satır alıntı sunacağım.

Cenâb-ı Hak seni muvaffak etsin, şunu da bil ki, hayâl, vücûdun(varlığın) aslı ve Ma’bûdun kemâl-i zuhûrunun kendisinde hâsıl olduğu zâtından ibârettir.