Biz Türkçe’yi sadece itikadî pozisyonumuz sebebiyle benimsedik.

 

Türkçe bir Müslümanın itikadî yerini yaşayarak göstermesine yarayacak bir dil. birçok örnek verilebilir ama hepinizin bildiği “kaza” örneği öğreticidir. Biz İngilizcede “accident”, Almancada “unfall ” denen şeye Türkçede “kaza” deriz; “bir kaza geldi başıma”, “kaza geçirdim”… Ne demek bu? İngilizcede “accident” dediğinizde bir terslikten bahsedersiniz, Almancada da aynısı geçerlidir. Ama biz Türkçe konuşan insanlar kaza geçirdiğimizi, kazaya uğradığımızı, başımıza bir kaza geldiğini söyleriz. Allah istediği için, kaderimizde bu olduğu için oldu; Arapçada “kaza” bu demektir. Ama Araplar hiçbir zaman kaza geçirdiklerinde “kaza geçirdim” demezler. Bunun gibi binlerce kelime vardır. Biz Türkçeyi sadece itikâdî pozisyonumuz dolayısıyla benimsemiş insanlarız. Bunu üretmedik, icat etmedik, itikadî pozisyonumuz sebebiyle benimsedik. “Pozisyon” kelimesini kullanıyorum çünkü biz mürted bir toplumda yaşıyoruz. Tanzimattan sonra Avrupa medeniyetini ufuk olarak kabul ettiğimiz sırada bile karşı karşıya kaldığımız Avrupaî kavramlarla ünsiyet kurabilmek için -elimizde Arapçadan başka bir şey olmadığı için, Türkçe konuşmak için- Arapçadan kelimeler ortaya çıkardık. “İstiklâl” kelimesi bunlardan bir tanesi. Türkler “istiklâl” deyinceye kadar dünyada kimse istiklâl demiyordu; bu Arapça değil Türkçedir; medeniyet, cemiyet Türkçe kelimelerdir. Bütün bunlar Avrupa’da bilinen bir şeyin Türkçe nasıl söyleneceği sorusuna cevap olmak üzere ortaya çıkmıştır. “Cemiyet” yerine “toplum” dediğinizde haltetmiş olursunuz. Çünkü zaten siz onu “sosyete” kelimesinin karşılığı olarak yaptınız.

Bize çocukluğumuzdan beri Allah’ın öğrettiklerinin bizim Allahtan gayrı kaynaklardan öğrendiklerimizle uyum halinde olmadığı ve asıl işte bugün bilimsel diye ifade edilen beyanların ve düşünme biçimlerinin değer yargılarından bağımsız olarak doğru olabileceği fikri aldığımız eğitim, gördüğümüz tahsil diye öğretildi. Türkçe bir Müslümanın itikâdî yerini YAŞAYARAK GÖSTERMESİNE YARAYACAK bir dil. Biz Türkçe konuşan insanlar kaza geçirdiğimizi, kazaya uğradığımızı, BAŞIMIZA BİR KAZA GELDİĞİNİ SÖYLERİZ. Allah istediği için, KADERİMİZDE BU OLDUĞU İÇİN OLDU; ARAPÇADA “kaza” BU DEMEKTİR. ama Araplar hiçbir zaman kaza geçirdiklerinde “kaza geçirdim” demez. Bunun gibi BİNLERCE KELİME vardır. Biz Türkçeyi sadece itikâdî POZİSYONUMUZ DOLAYISIYLA benimsemiş insanlarız. Bunu üretmedik; icat etmedik; itikadî pozisyonumuz sebebiyle benimsedik. “Pozisyon” kelimesini kullanıyorum çünkü biz mürted bir toplumda yaşıyoruz. Tanzimat’tan sonra Avrupa medeniyetini ufuk olarak kabul ettiğimiz sırada bile KARŞI KARŞIYA KALDIĞIMIZ AVRUPÂÎ kavramlarla ünsiyet kurabilmek için -elimizde Arapçadan başka şey olmadığı için, Türkçe konuşmak için- Arapçadan KELİMELER ORTAYA ÇIKARDIK. “İstiklâl” kelimesi BUNLARDAN BİRİSİ. Türkler “istiklâl” DEYİNCEYE KADAR dünyada kimse istiklâl demiyordu, bu Arapça değil Türkçedir ; medeniyet, cemiyet Türkçe kelimelerdir. Cemiyet yerine toplum dediğinizde HALTETMİŞ OLURSUNUZ. Çünkü zaten siz ONU “sosyete” kelimesinin karşılığı olarak yaptınız.

Talas Muharebesi’nden sonra bazı Müslümanlar Türk oldu. Türkçe diye bir dil var ve doğrudan doğruya itikadî bir dil. İtikadî zenginliğimiz, bize bugün küfür hâkimiyetini KABUL ETMEMEYE zorlayan bir şeydir.

No Comments

Leave a Comment

Please be polite. We appreciate that.
Your email address will not be published and required fields are marked