Uncategorized Posts

Gerici ve/veya ilerici sıfatını birileri hâlâ kullanabiliyor!

 

BirGün’den bir haber okudum. Bir gazete yazarının Adnan Oktar’ın arşivinin patlaması halinde her kesimden insanların canının yanacağını yazdığına dair bir haber. Ama bu haberin içeriğinin anlamı, değeri veya değersizliği değil dikkatimi çeken. O gazete yazarının isminin önüne konulan sıfat. “Gerici” sıfatı. BirGün’de o haberi yazan, hangi dönemdeyiz, farkında değil, tuhaf gördüğüm bu. Hâlâ “gerici”, “ilerici” sıfatları bir anlam ifade ediyor mu şimdilerde? Artık böylesi tek kelimelik yafta çağrışımı yapmaktan öte birşey ifade etmeyen nitelemelerin kullanım süreleri çoktan doldu sanıyordum. Ama kafa aynı kafa demek ki. Gerici bilmem kim diye yazabiliyor bir haber metnini kaleme alırken biri ve o haber o şekilde yayına girebiliyor o yayın organında. Asıl gericiler bu tavrı sürdürenler olsa gerek. Geride kalanlar anlamında. Geride kalmayı şiar edinenler olarak. Çünkü bir insanın bir görüş, bilgi, düşünce açıklaması karşısında o insanı nitelemek, tanıtmak, hakkında bir anımsatma yapmak için tek kelimeyle yaftalamak yerine biraz olsun daha ayrıntılı, ikna edici, tanıtıcı bir ifade kullanmak gerekmez mi? Sen ilericisin, o gerici, öyle mi? Bu kafa tam da böylesi kesinlik / mutlaklık belirtir, tek kelimelik bir nitelemeyi hak ediyor asıl.

Üç gazete yazısından seçtiğim ve alıntıladığım ifadeler ve bunlardan en etkileyici bulduğum cümle: “Herkes kendi telefonunun bir karış ekranında tutsak!”

 

“(…) Bir grup çıkıyor -ki yukarıdaki tasnifte bana göre cemaat- liderinin ihtirasları doğrultusunda devleti demokratik olmayan yöntemlerle ele geçirmeye çalışıyor, değişik kanunsuzluklara bulaşıyor, hedef ortaklığına düştükleri yabancı istihbarat kuruluşlarının piyonu haline geliyor, (…)”

Gökhan Özcan: “Günümüzün teknolojik imkanları, herkese kendini dahi sanma imkanını tanıdı.”

 

Gazetelerde düşünce, bilgi, hikmet ağırlıklı okumaya değer yazı bulma imkânının son derece zor veya kısıtlı olduğu bir dönemde olduğumuz fikrindeyim. Diyebilirim ki gazetelerde bazı günler en fazla üç yazı bulabiliyorum okuma ihtiyacıma cevap verecek; bazı günler ancak bir veya iki yazı oluyor, bazı günlerde de okuyacak yazı bulamıyorum. Bu durum böyleyken, her yazısını okumak istediğim yazar sayısı da dördü geçmiyor.

“15 Temmuz”la ilgili olarak basınımızda çıkan yazılardan nitelik yönünden istisnâî kabul ettiğim bir yazıdan birkaç alıntı

 

M. Şükrü Hanioğlu‘nun tam da 15 Temmuz 2018 günü Sabah‘ta çıkan “15 Temmuz”u farklı kılan nedir? başlıklı yazısının birkaç yerinden alıntılar sunarsam, bu, sanırım bu değerli yazının okunması için mütevazı bir teşvik olur.

M. Şükrü Hanioğlu: “Dünya çapında âlim olmasına hoyratlığımızla katkıda bulunduğumuz değer: Fuat Sezgin”

 

Değerli ve seçkin akademisyen, entelektüel ve meşguliyetleri yanısıra gazete yazarı olarak bilgi birikiminden, düşüncelerinden istifade ettiğimiz M. Şükrü Hanioğlu, bu günkü yazısını geçen hafta vefat eden ve “dünya çapında âlim” olduğunu belirttiği Fuat Sezgin‘e ayırmış.