“(…) Ama hayat sadece maruz kaldığımız şeylerden mi ibaret? “

 

Başlık olarak alıntıladığım cümle Gökhan Özcan’ın bu günkü “Güneş nereden doğar?” başlıklı yazısının bir bölümünde geçiyor. O bölümü alıntılayarak önemli ve sıra dışı olmak bakımından istisnâî yazılardan biri olarak bu yazıya dikkat çekmek istiyorum.

Öyle bir örgüt ki liderini ve mensuplarını ancak önemli bir edebiyat eseri tanıtabilir

 

Liderinden ve ona bağlanmış kimselerden hep aynı söylemin dillendirildiğine tanık olunuyor. Ülkemizde eşi benzeri görülmemiş başarısız kanlı-kirli-haince bir darbe girişimi yaşandı. İlk saatlerden itibaren fail olarak hep aynı örgütün adından söz edildi.

15 Temmuz’da olanın siyasal kültürümüzde açığa çıkardığı tipik oluşumlar

 

Süleyman Seyfi Öğün’ün sıradışı bir yazı dizisinden (“Muhtasar bir NATO hikâyesi”) dördüncü yazı bugün çıktı. Bu yazının önemine dikkat çekmek için birkaç yerinden alıntılar sunacağım.

Gökhan Özcan’ın bu günkü yazısının üç yerinden alıntılar…

 

(…) Bakınız Bağdatlı Rûhî taşı nasıl gediğine koymuş: “Gör zâhidi sâhib-i irşâd olayım der/ Dün mektebe vardı bugün üstâd olayım der.” Devirler değişiyor ama galiba bazı şeyler hiç değişmiyor.

Hidayet ve Dalalet mertebeleri hakkında

 

Sadreddin Konevî’nin (13.asır, d.1210-v.1274) “Fatiha Suresi Tefsiri” adlı eserinin (Çeviren:Ekrem Demirli, Kapı Yayınları, 1.Basım: Aralık 2014, ISBN:978-605-5107-89-5) bir bölümünden (Hidayet ve Dalalet Mertebeleri başlıklı bölüm s.386-388) bazı alıntılar sunacağım.