Fî hi Mâfîh’den…
“Hak Teâlâ hikmet zımnında (gizli maksat olarak) rûhu, kalıp ile bir iki gün te’lîf için, bu kadar san’at yaptı ve kudret gösterdi. Eğer insan kalıbıyla berâber bir lahza mezarın içinde otursa, divâne olmak korkusu vardır.”
“Hak Teâlâ Hazretleri Âdem’i kendi sûreti, yani kendi sıfatı üzere yarattı.” Bütün âdemler mazhar isterler. Birçok kadınlar vardır ki mestûrdurlar; velâkin kendilerinin matlûblarını tecrübeten, yüzlerini açarlar.
İmdi Halk bir matlûb ve mahbûbun tâlibidirler. Cümlesinin kendilerine muhib ve hâzı’ (baş eğen) olmalarını isterler. A’dâ ile a’dâ, evliyâ ile evliyâ olmak murâd ederler. Bunun hepsi hükümler ve Hak sıfatlarıdır ki, zılde görünür. Bu bâbda olan şeyin gâyesi budur ki, bizim gölgemiz bizden habersizdir; ammâ biz haberdârız. Velâkin Halk ilmine nisbetle bizim bu vukûfumuz, habersizlik hükmündedir. Şahısta her ne varsa, bazı şeylerden mâadâ, hep zılde görünür. Dolayısıyla Hakk’ın sıfatlarının cümlesi, bizim zıllimizde görünür. Şu kadar var ki “Size ilimden az bir şey verilmiştir.” (İsrâ’, 17/85)
No Comments