“Allah’a nasıl olup da küfrediyorsunuz? (inanmıyorsunuz?)

 

O’nun varlığını ve birliğini inkâr edenler neye dayanarak bu inkârı sürdürüyorlar? (Asıl) Allah onlarla istihzâ eder ve taşkınlıkları, azgınlıkları içinde serserî dolaşmalarına mühlet verir.

1- Elif, Lâm, Mîm. 2. Bu, O kitapdır ki kendisinde (Allah katından gönderilmiş olduğunda) hiç şüphe yoktur. (O) takva sahipleri için doğru yolun ta kendisidir. 3- (O takva sahipleri ki) onlar gayb’e inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızk olarak verdiğimizden de (Allah yolunda) harcarlar. 4- (O takva sahipleri ki Habîbim) onlar sana indirilene de, senden evvel indirilenlere de inanırlar. Âhirete ise onlar şüphesiz bir bilgi ve inan beslerler.” (Kur’ân-ı Kerîm, 2. sûre / el-Bakare 1-4)

“Ey İnsanlar, sizi de, sizden öncekileri de yaratan Rabbinize ibâdet (kulluk) edin. Tâki takvâ sâhibi olasınız.” (El-Bakare 2/21)

“Onlar îman edenlere kavuşduklarında “inandık” derler; şeytanlarıyla başbaşa kalınca ise “Emîn olun, biz sizinle beraberiz. Biz ancak istihzâ edicileriz” derler. (el-Bakare 2/14)

“(Asıl) Allah onlarla istihzâ eder ve taşkınlıkları, azgınlıkları içinde serserî dolaşmalarına mühlet verir. (el-Bakare 2/15)

“Biz İbrâhîm’e (hakîkatı nasıl öğrediysek, istidlâlde bulunması ve) kesin ılme erenlerden olması için göklerin ve yerin büyük mülkünü de öylece gösteriyorduk. (dipnot: “Melekût”, Mülk’dendir. İkisi bir yerde bulunduğunda “Mülk” zâhirine, “melekût bâtınına tahsîs olunur. Yine ilki ile “Şehâdet âlemi, halk âlemi” denilen süflî âlem, öbürü ile de “Emr âlemi, gayb âlemi” adı verilen ulvî âlem kasdedilir.)

“O küfredenler, âyetlerimizi yalan sayanlar (yok mu?), onlar ateşin (cehennemin) arkadaşlarıdır. Onlar orada bir daha çıkmamak üzere kalıcıdırlar. (El-bakare 2/39)

Allah’a nasıl olup da küfrediyor (inkârcı oluyor) (O’nun varlığını ve birliğini inkâr ediyor) sunuz? Oysa siz ölüler iken (henüz babalarınızın sulbünde bir nutfe iken, annelerinizin rahminde, sonra da dünyada sizi) O diriltdi.(dipnot: El-Hadîd sûresi; âyet: 20 -not.)

“Yerde ne varsa hepsini sizin (fâideniz) için yaratan, sonra (irâdesi) göğe yönelip de onları yedi gök hâlinde tesviye (ve tanzîm) eden (sapasağlam yapan) O’dur ve O her şeyi hakkıyle bilendir.

No Comments

Leave a Comment

Please be polite. We appreciate that.
Your email address will not be published and required fields are marked