Meleklerin Müslümanlara Yardım Ettiği Gazve BEDİR

 

Prof. Dr. Adnan Demircan’ın yazısının ( DERİN TARİH ( Sayı 167 / Şubat 2026 /s.34-40) birkaç yerinden yapacağım alıntılamalar oluşturacak bu yazıyı.

Mekkeli müşrikler Medine’ye hicret eden Müslümanlara karşı düşmanlıklarını sürdürdüler. Müslümanları kabul edip bağırlarına basan Ensar’ı tehdit etmeye başladılar. buna karşı tedbir almak isteyen Hz. Peygamber (sas), Mekke’den Şam’a uzanan kervan yollarının güvenliğini tehdit ederek onlara gözdağı vermeyi amaçladı. hicretin ikinci yılında düzenlenen, Şam’dan gelen Kureyş kervanına yönelik askerî operasyon Müslümanlarla Kureyş ordusunu karşı karşıya getirdi. Ramazan ayının 17’sinde vuku bulan savaşta Müslümanlar ilk zaferlerini kazandılar.

Bedir Gazvesi, islâm tarihinin en önemli hadiselerinden biridir. Gazve’nin meydana geldiği Bedir, Medine’nin güneybatısında olup kuşbakışı olarak Kızıldeniz’e yaklaşık 33 km, Medine’ye ise yaklaşık 113 km mesafededir. Dönemin şartları düşünüldüğünde dört günlük bir yolculukla buraya ulaşılabir.

Hz. Peygamber (sas) ve onun tebliğ ettiği dine inananlar Mekke’de pek çok baskı; zulüm ve işkenceye maruz kaldılar. İslam’ın tebliğinin engellenmesi ve baskıların artması, Hz. Peygamber ve arkadaşlarını M ekke’den ayrılmak zorunda bıraktı. Müşriklerin menfi yöndeki tavırları Medine’ye hicretten sonra da devam etti. Hicret sürecinde Müslümanların bazılarının mallarına el konulmuş; ŞEHİRDE BARINDIRILMAMALARI İÇİN Medinelilerle görüşmeler yapılmış, gözdağı verilmeye çalışılmıştı. Bütün bu gelişmeler Hz. Peygamber’i, Müslümanları koruyabilmek için Mekke’li MÜŞRİKLERE KARŞI ÖNLEM ALMAYA MECBUR ETTİ. Hz. Peygamber’in ONLARA KARŞI KULLANABİLECEĞİ KOZLARDAN BİRİ, medine yakınlarından geçen ticaret kervanlarını rahatsız etmekti. Zira Mekkelilerin EN BÜYÜK GEÇİM KAYNAĞI, Şam’a GİDİP GELEN kervanlarla yapılan ticaretti. Şayet Müslümanlar bu kervanların yol güvenliğini tehdit ederse, KAZANÇLARINA HALEL GELMESİNİ İSTEMEYEN Mekkeliler BELKİ bu düşmanca tavırlarına son verebilirlerdi.

Hicretin 2. YILI ŞABAN AYINDA (Şubat 624) Ramazan orucu farz kılındı: Müslümanlar, ilk ramazan oruçlarını, izleyen ramazan ayında tutmaya başladılar. O günlerde Hz. Peygamber, ŞAM’DAN DÖNEN MEKKELİLERE ait bir kervanın seyrini takibe almış ve bazı sahabileri bu işle görevlendirmişti. nihayet yoldaki kervanın Mekkelilere ait olduğu doğrulanınca Hz. Peygamber 300 KİŞİDEN BİRAZ FAZLA OLAN BİR BİRLİKLE Ramazan ayının ortalarına doğru (12 ramazan 2/8 marat 624) yola çıktı. Birliğin asker sayısı tespit edilirken Mekkelilerin KERVANININ BÜYÜKLÜĞÜ VE KERVANI KORUYAN ADAMLARIN SAYISI TAHMİNEN HESAPLANMIŞ OLMALIDIR. Hz. PEYGAMBER BU SEFER SIRASINDA MEDİNE’DE GÖRME ENGELLİ sahabi İbn Ümmü Mektûm’u VEKİL bırakmıştı. Hz. Peygamber BU SEFER SIRASINDA Medine’de görme engelli SAHABİ İbn Ümmü Mektûm’u vekil bırakmıştı. Resûlullah’ın YOLA Çıkarken amacı, Mekkelilerle bir meydan savaşı yapmak değildi. Bu sebeple Müslümanların hepsi sefere katılmamıştı. Resûlullah, sancağı Mus’ab B. Umeyr’e verdi. Ayrıca Resulullah’ın ÖNÜNDE BİRİ Hz: Ali (r.a.), diğeri ise Ensar’dan biri (Sa’d b. Muâz tarafından taşınan iki siyah sancak da bulunuyordu. Uzun sayılacak BİR MESAFEYE yapılan bu yolculukta müslümanların hepsine yetecek binek yoktu. yanlarında yetmiş kadar devesi olan Müsümanlar yolculuk sırasında bunlara sırayla ÜÇER, DÖRDER KİŞİ BİNİYORLARDI. Hz. Peygamber, Hz. Ali, ve Mersed b. Ebî Mersed ile aynı deveye biniyordu.

Kureyş kervanının sorumluluğu Ebû Süfyan’daydı. Kervan’da BİN KADAR DEVENİN TAŞIDIĞI ELLİBİN dinarlık mal olduğu anlatılır. DAMDAM, DURUMUN VEHAMETİNİ anlatmak için elinden gelen çabayı göstererek Kureyşlileri galeyana getirdi. Ebû Süfyân, KERVANI daha güvenli olacağını düşündüğü daha batıdaki bir güzergâhtan yürüttü. Tehlikeden kurtuldukları kanaatine varınca da ikinci bir haberciyle durumu Kureyş ordusuna bildirdi. Kervan için tehlike kalmadığını haber alan Kureyş ordusundaki bazı kişiler, ARTIK YOLA DEVAM ETMELERİNİN anlamsız olduğu düşüncesiyle geri dönmek istediler. Neticede karşı karşıya gelecekleri insanlar yakınlarıydı. Ama başta Ebu Cehil olmak üzere savaş taraftarları bu fikre karşı çıktılar. Kervan kurtulsa da Müslümanlarla savaşmadan geri dönülmeyecekti. Bu kararı onaylamayan Zühreoğulları Mekke’ye döndü, ANCAK DİĞER KABİLELERE mensup olanlar yola devam ettiler.

Müşrik ordusu Bedir’e doğru ilerlerken Müslümanlar gelişmelerden habersiz Kureyş’in kervanını bekliyorlardı. Kureyş ordusunun sucularını yakaladıklarında onları Ebû Süfyan’ın liderliğindeki kervanın sucuları zannettiler. Sucular doğruyu söyledikleri halde Müslümanlar olup bitenden habersiz oldukları için onlara inanmıyor ve gerçeği söylemeleri için daha fazla baskı yapıyorlardı. Bu sırada namaz kılan hz: peygamber durumun farkına vardı ve böylece gerçek ortaya çıktı. kervan kaçmıştı ve Mekkeli müşriklerden oluşan bir ordu üzerlerine doğru geliyordu. Hz. Peygamber, kölelere KUREYŞ ORDUSUNUN KAÇ KİŞİ OLDUĞUNU SORDU. KÖLELER ÇOK OLDUKLARINI ANCAK SAYILARININ NE KADAR OLDUĞUNU BİLMEDİKLERİNİ SÖYLEDİLER. BUNUN ÜZERİNE HZ. PEYGAMBER YEMEK İÇİN GÜNDE KAÇ DEVE KESTİKLERİNİ SORDU. KÖLELER BİR GÜN DOKUZ, BİR GÜN ON DEVE KESTİKLERİNİ SÖYLEDİLER. BUNUN ÜZERİNE HZ. PEYGAMBER MÜŞRİKLERİN 900 ile 1000 KİŞİ CİVARINDA OLDUĞUNU SÖYLEDİ.

No Comments

Leave a Comment

Please be polite. We appreciate that.
Your email address will not be published and required fields are marked