“Haçlı Seferleri, Batılıların işgal ve tahakküm arzularını meşrulaştırmak için inşa edilmiş esnek bir dînî-siyasî söylemdir”.

 

Derin Tarih, Özel Sayı: 33 / 2025’de Prof. Dr. Mustafa Alican’la konuşan Mirza Mahmut Demir’in bu konuşma metninden yapacağım alıntılamalar oluşturacak bu yazıyı.

Batı’dan Doğuya Kutsal Toprakları kurtarmak için yola çıkan dindar şövalyelerin Müslümanlara karşı giriştikleri uzun süreli savaşlar silsilesi olarak tanımlayabileceğimiz Haçlı Seferleri bu popüler algının ötesinde nasıl anlaşılmalı?

Haçlı seferlerini Müslümanlara karşı girişilen uzun süreli savaşlar silsilesi olarak tanımladığına işaret ettiğiniz popüler algının yüzeysel bir kavrayışa dayandığını belirtmek gerekir. Tarihî süreç içerisinde yaşanan hâdiselerin, hele hele bu seferler gibi asırlara yayılan uzun vadeli süreçlerin tekil bir analiz çerçevesi ile tanımlanabilmesi mümkün değildir. 11. yüzyılın sonlarından itibaren birçok haçlı seferi düzenlenmiştir ve bunların her birinin farklı tarihî bağlamlarda gerçekleştirildiği unutulmamalıdır. İlk Haçlı Seferi ile dördüncüsü ya da beşincisi ve sekizincisi arasında ciddî farklar vardır. Dolayısıyla, öncelikle Haçlı seferleri ifadesinin Katolik Hıristiyan dağarcığı tarafından kurgulanmış dînî-siyasî bir söylem olduğunu, içeriğinin seferi tertip eden öznelerin emellerince biçimlendirildiğini ve bazen Kutsal Toprakları ya da Kudüs’ü kurtarmak, bazen İstanbul’u Ortodoks Bizanslılardan almak, bazen Doğu Akdeniz’deki Haçlı varlığını güçlendirmek, bazen Mısır’ı ya da Kuzey Afrika’yı feth etmek gibi iddiaları (bahaneleri de diyebiliriz) ihtiva ettiğini söyleyelim.

Haçlı seferleri söyleminin göndermeleri, yalnızca Müslümanlar üzerine ya da İslâmî Yakındoğu’ya düzenlenen saldırılarla sınırlı değildir. Hıristiyanlar sonraki dönemlerde putperest toplulukları Hıristiyanlaştırmak için yaptıkları seferler için de aynı ismi kullandılar. Hattâ bu göndermeler modern dönemde de devam etmiştir. Örneğin, kendisini bir Alman Haçlı şövalyesi olarak tasvir ettiren Hitler’in Sovyetler Birliği’ne karşı giriştiği harekâtı III. Haçlı Seferi’nin katılımcıları arasında olan Alman Kralı Frederick Barbarossa’ya atıfla “Barbarossa operasyonu ” olarak isimlendirdiğini biliyoruz. Yine II. Dünya Savaşı sırasında Amerikan askerlerinin komutasını yürüten Eisenhower’in 1944 tarihli Normandiya Çıkarması ile Almanya saldırısını Haçlı seferi olarak tanımladığını da hatırlayın. 11 Eylül’den sonra Afganistan’ı işgal eden ABD’nin o dönemlerdeki başkanı George W. Bush da Afganistan’a saldırının bir Haçlı Seferi olduğunu söylemişti.

Basit bir araştırma ile çok daha fazlasını elde edebileceğimiz bu birkaç örnekten de anlaşılabileceği gibi, Haçlı seferleri’ni Müslümanlara karşı düzenlenen seferler üzerinden tanımlamak tarihî olguyu doğru kavrayabilmek için yeterli değildir. Haçlı Seferleri, Batılıların işgal ve tahakküm arzularını meşrulaştırmak için Hıristiyan dağarcığı tarafından inşa edilmiş esnek bir dinî, siyâsî söylemdir. (…) Dolayısıyla Hıristiyan Batı’nın yalnızca bilincini değil, aynı zamanda bilinç dışını da şekillendiren bu söylemin Batı Emperyalizmini ve sömürge arzularını rasyonalize eden N bir akletme biçimi olduğu da söylenebilir.

No Comments

Leave a Comment

Please be polite. We appreciate that.
Your email address will not be published and required fields are marked