İbn Sînâ’da Estetik Perspektif: Varlığın Aşkın İlke’sinden Kozmosa

 

İslâm entelektüel geleneğinde dört başı mamur bir ‘Vâcibü’l-vücûd Metafiziği’ kurmuş ve kendisinden sonraki Müslüman düşünürleri bir biçimde etkilemiş bulunan İbn Sînâ eş-şifâ adlı felsefe külliyatının el-İlâhiyyât (Metafizik) kısmında estetik form kavramını ontolojik bir izahla temellendirir. Bu izahın bel kemiğini oluşturan ve aynı zamanda bir güzellik felsefesi içeren fikirler zincirini şöyle ele alabilir ve yorumlayabiliriz: En yüksek düzeydeki varlık cevherini temsil etmesi ve insan rûhunun en yüksek düzeydeki algılarına konu teşkil etmesi bakımından sırf aklî diyebileceğimiz bir mâhiyet düşünülecekse; bu mâhiyet algılanmış olma değeri ve hiçbir biçimde eksiklik veya kötülük içermeme bakımından sırf iyi ise; en aşkın düzeyde yetkin ve bir olma anlamında her türlü eksiklik ve kusurdan münezzeh ve bu nitelikleriyle her bakımdan eşsiz ve biricik ise, böyle bir mâhiyete sâhip varlığın güzellik (cemâl) ve görkeminden (behâ) daha yüce bir güzelliğin, daha üstün bir görkemin olması imkânsızdır. (Felâ yekûnu cemâl ve behâ fevka en tekûne’l-mâhiyye ‘ akliyye mahza, hayriyye mahza, berî’e ‘ an küllî vâhid min enhâi’-baka, vâhide min cihe). Yani Sırf Akıl ve Sırf İyi ve Mutlak Bir olan varlıktan daha güzeli ve daha görkemlisi mümkün değildir. (Felâ yekûnu cemâl ve behâ fevka en tekûne’l- mâhiyye ‘ akliyye mahza, hayriyye mahza, berî’e ‘an küllî vâhid

No Comments

Leave a Comment

Please be polite. We appreciate that.
Your email address will not be published and required fields are marked