“Yönelmek aldanan için meydana gelir” bahsi
Allah’tan başkasına yönelme sakın / O’nu bilmeyen başkasına yönelir zira /
Allah münezzeh ve mütealdir / Mahrum kişi, mülkünde bir ortağı vardır der O’nun / Eşi ve ortağı olduğunu söyleyen kişi / Cehalet kılıcıyla kesilmiştir / Allah’a yemin olsun ki güneş ne doğdu, ne battı / Sevenler mutlaka vasıl oldu O’na / Ne şiire gelir, ne nesre gelir
Başkasına yönelme, hüsrana uğrarsın! Kur’an-ı Kerim’e de Hz. Muhammed’e indirilmiş olarak bakmalısın, yoksa Araplara indirilmiş bir kitap olarak bakma ona! Öyle bakarsan anlamlarını kavrayamazsın. Çünkü Kur’an-ı Kerim Allah’ın peygamberinin diliyle açık Arapça olarak inmiştir. O kitabı Cebrail demek olan Ruhu’l-emin Hz. Muhammed’in kalbine indirmiş, Hz. Peygamber onunla korkutucu, yani öğretenlerden birisi olmuştur. Kur’an-ı Kerim hakkında Hz. Muhammed’in söylediği şekilde konuştuğunda, bu idrak düzeyinden peygamberden dinleyen düzeyine çıkarsın. Çünkü hitap -konuşanın değil- dinleyenin değerine göre ortaya çıkar. Hz. Peygamber’in Kur’an-ı Kerim’den duyduğu ve anladığı şey, ümmetinden duyup kendilerine okuduğunda işitenlerin anladığıyla bir değildir. Bu mesele bilinmeyen bir konudur, bir takım kapalılıklar içerir. (İsra 17/110)
Hz. Şeyh-i Ekber (Muhyiddîn İbn Arabî) 560 Hicrî senesi Ramazan’ının 17. Pazartesi gecesi Endülüs’te âlem-i şuhuda kadem-nihâde olmuşlar; ve 638 hicrî senesi Rebîu’l-âhirinin 22. Cuma gecesi Şam’da irtihâl buyurmuşlar; ve Şam hâricinde Sâlihiyye nâm mevkı’e defn edilmiştir. Kabr-i şerîfi meşhur ziyâret-gâhtır. Şu halde ömr-i şerifleri 77 sene 7 ay olur. Hz.Mevlânâ (r.a.) efendimiz 604 senesinde tevellüd buyurduklarına göre, bu tarihte cenâb-ı Şeyh-i Ekber efendimizin 44 yaşında olmaları gerekir. Hz. Mevlânâ 14 yaşında Konya’ya pederi Sultânü’l-ulemâ hazretleriyle geldikleri sırada, Hz. Şeyh 58 yaşında olurlar. Bu tarihlere nazaran Hz. Şeyh-i Ekber efendimiz ile cenâb-ı Mevlânâ efendimiz muâsır olup, gerek Konya’da ve gerek Şam’da yek diğeriyle mülâkat buyurmuşlardır. Ve Hz. Mevlânâ efendimiz Mesnevî-i Şerîfin 5. cildinde: Hz. Şeyh-i Ekber’e işaret buyurup “sadr-ı ecell” ta’bîr etmişlerdir.[A.A. Konuk]

No Comments