“Rızkın değil Rezzâkın peşinde koşmak…” (Mevlânâ C.R.)
Mevlânâ Celâleddîn Rûmî‘nin (604 /1207-672/1273) Fîhi Mâ Fîh adlı eseri merhûm Ahmed Avni Konuk (1868-1938) tarafından tercüme edilmiş, yine merhum Selçuk Eraydın (1937-1995) tarafından yayına hazırlanmıştır. Bu kitaptan alıntılayacağım bazı sözlerden oluşacak bu yazı. İlk alıntı da bu yazının başlığını oluşturdu (s. XXI).
“Gerçek fakîrlik, ihtiyacını Hak’dan istemek, ve mahlûkattan müstağnî (gönlü tok) olmaktır. ‘Abdullah’ (Allah’ın kulu) olmayanlar ‘abdü’ş-şehvet’, ‘abdü’s-servet’ veya abdü’l-mansıb (makamın kulu) olmaktan kurtulamazlar. Tasavvuf edebiyatı klasiklerinden Keşfü’l-mahcub isimli eserin yazarı Hucvîrî’ye göre ilimsiz emîr, takvâsız âlim, tevekkülsüz halk şeytanın yoldaşı olur. (s. XXIV) (Bu alıntılar kitabın “Fîhi Mâ Fîh Hakkında” başlıklı ve merhûm Selçuk Eraydın tarafından yazılmış ilk bölümündendir.)
“Bir hâm-ı ezelînin pişmek ve olmak ihtimali yoktur.” (s. 2)
“Aşk davâsında bulunmak kolaydır; lâkin o davâya delîl ve burhân ister.” (s. 8)
“Her işte insana rehber olan dertdir. Bir kimsede bir işin derdi ve o işin heves ve aşkı, derununda peydâ olmadıkça, o işe kasd etmez ve o iş derdsiz ona müyesser olmaz.” (s. 22)
