admin Posts

“Evet” karşıtı “Hayır”la “Hayr”ı karıştıranlar

 

İstanbul’un CHPli başkanlı bir belediyesinin haftada bir kurulan geniş, kapalı bir pazarına bu gün (29 Mart 2017) girerken bir pankart gördüm giriş cephe duvarında. Vatandaşlara “HAYIRLI” alışverişler diliyordu pankarttaki ifade. Benim belirttiğim gibi, ifadede sadece bu kelime büyük harflerle yazılmıştı. Yani geleneksel anlamda ifade edilen “hayr” değildi kasdedilen, dilekte.

Bir sempozyumun açılış konuşmasından…

 

Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç’ın, 16-17-18 Kasım 2011 günlerinde gerçekleşmiş “Bütün Yönleriyle Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri Sempozyumu”nda yapmış olduğu açılış konuşmasından bazı sözler:

İki yazıdan ikişer cümle

 

Mahmud Erol Kılıç’ın “Hatıralarımı yazmalı mıyım?” başlıklı yazısından (Yeni Şafak, 26.03.2017):

“(…) İntikamcı bir kültürle yetiştirilmediğim için olsa gerek Şeyh olan büyük dedemin başını dibek taşına dayayıp taşla ezerek şehid eden Sırplara karşı sırf bundan dolayı bir bütün olarak kin ve nefretle hiçbir zaman bakamadım. (…)

Senegal Meclis Başkan Yardımcısı ile oturduk baş başa sohbet ediyoruz. Diyor ki Afrika’yı Müslümanlaştıran dervişlerdir. (…)”
http://www.yenisafak.com/yazarlar/mahmuderolkilic/hatiralarimi-yazmali-miyim-2036966

M. Şükrü Hanioğlu’nun “Teleolojik tarihin kahramanları” başlıklı yazısından (Sabah, 26.03.2017):

“(…) Türkiye bu tür bugünden geriye ve teleolojik, yâni “tarih”in belirli bir amaca ulaşmaya çalıştığını iddia eden yazım ve anlatımın fazlasıyla güçlü olduğu toplumlardan birisidir. (…)

Örneğin Bernard Lewis ve Niyazi Berkes’inkiler gibi “modern, çağdaş ve seküler” Türkiye’nin “doğuşu”nu inceleyen eserler de “tarih”i böyle bir teleoloji çerçevesinde ve “Osmanlı geçmişinin söz konusu karakterdeki bir ulus-devleti doğurmasının kaçınılmaz olduğu temelinde inşa etmiştir. (…)”
http://www.sabah.com.tr/yazarlar/hanioglu/2017/03/26/teleolojik-tarihin-kahramanlari

“Aşk-ı Muhammedî ile yanıp tutuşan bir gönlün o âlî kadre yönelik” naatlarından, nutuklarından, beyitlerinden…

 

Muhammed şems-i mânâdır anın zerrâtıdır eşya / Bu sûret cümle andandır gerek pinhân gerek peydâ”

“Gönülde derd-i aşkı olmayanda âh u zâr olmaz / ki bir hâneye od düşmeye dûdı âşikâr olmaz
(…)
Cemâlî bahrine aşkın nihayet var kıyas etme / O bir bahr-i amîkdir kim ana ka’r-ı kenâr olmaz”

“Kâfire küfrümü verdim mü’mine imanımı / Zâhide zühdümü verdim fâsıka isyânımı
(…)
Ey Cemâlî fârig u âzâde oldum cümleden / Vuslatım ehline verdim ehline hicrân

Kaynak eser: Mahmud Erol Kılıç, Anadolu Tarihine Notlar II (Halvetî-Uşşâkîler), Sufi Kitap, 1.Baskı: Eylül 2016, İstanbul, s.98-99-100, ISBN:978-605-9778-31-2.

“Bir geleneği olmak 3”

 

Mahmud Erol Kılıç’ın dünkü Yenişafak’ta (12 Mart 2017) çıkan yazısının başlığı böyle.
Bu önemli ve dikkat çekici yazının son satırlarından birkaçını alıntılamayı, yazıyı gazetede çıkar çıkmaz oku(ya)mayan ama haberdar olmak ve okumak isteyecekler için bir imkân sunmak ve önemsediğim bir yazı olarak kayıt düşmek üzere gerekli gördüm.