“İçimizin bizimle konuşmaktan hiç vazgeçmeyen sesi…”
Başlıktaki ifade, yazılarının sürekli izleyicisi olduğum Gökhan Özcan‘ın bu günkü “İncecik bir ipin üstünde” başlıklı yazısında geçiyor. Bu yazının birkaç yerinden alıntılar sunmak istedim.
Başlıktaki ifade, yazılarının sürekli izleyicisi olduğum Gökhan Özcan‘ın bu günkü “İncecik bir ipin üstünde” başlıklı yazısında geçiyor. Bu yazının birkaç yerinden alıntılar sunmak istedim.
13. Miladî asırdan Üstad Sadreddin Konevî’nin (kuddise sırrıhu) (d.1210-v.1274), Ekrem Demirli tarafından “Fatiha Suresi Tefsiri” olarak tercüme edilen eserinde (İz Yayıncılık, 4.Baskı, İstanbul, 2009, ISBN 975-355-471-8) er-Rahman ve er-Rahîm isimleri hakkında dediklerinden şunları aktaracağım (köşeli parantez açılarak belirtilenler bana aittir. aa.) :
“(…) “Dînî-dünyevî” farkı o kadar sert işlenmiştir ki, ideolojilerin teolojilerden derin ve esaslı bir kopuş olduğu sanısı yaygınlaşmış; tartışılmaz bir ön-kabûl hâline gelmiştir.