admin Posts

“İçimizin bizimle konuşmaktan hiç vazgeçmeyen sesi…”

 

Başlıktaki ifade, yazılarının sürekli izleyicisi olduğum Gökhan Özcan‘ın bu günkü “İncecik bir ipin üstünde” başlıklı yazısında geçiyor. Bu yazının birkaç yerinden alıntılar sunmak istedim.

Sorun, onunla yaşama, çözümü için şiddete başvurma vs. üzerine bir yazı

 

Süleyman Seyfi Öğün, gazete yazılarını ilgi ve merakla okuduğum sayısı beşi geçmeyen yazarlardan biri. Onun bu günkü “Sorunlarla yaşamanın ucuzluğu” başlıklı yazısının sadece son bölümünü alıntıladım. Güncel bir hâdiseye bu sıradışı bakıştan varsa meraklılar da haberdar olsun istedim.

Er-Rahman ve er-Rahîm isimleri hakkında Sadreddin Konevî’den (k.s.) sözler

 

13. Miladî asırdan Üstad Sadreddin Konevî’nin (kuddise sırrıhu) (d.1210-v.1274), Ekrem Demirli tarafından “Fatiha Suresi Tefsiri” olarak tercüme edilen eserinde (İz Yayıncılık, 4.Baskı, İstanbul, 2009, ISBN 975-355-471-8) er-Rahman ve er-Rahîm isimleri hakkında dediklerinden şunları aktaracağım (köşeli parantez açılarak belirtilenler bana aittir. aa.) :

Bazı ağızlarda sakız…

 

Mesela Ali Bayramoğlu’nun yazılarından âşinayızdır. Çoğulculuk, özgürlük, eşitlik, özerklik, ayrışma…

Sıradışı saydığım iki gazete yazısından…

 

(…) “Dînî-dünyevî” farkı o kadar sert işlenmiştir ki, ideolojilerin teolojilerden derin ve esaslı bir kopuş olduğu sanısı yaygınlaşmış; tartışılmaz bir ön-kabûl hâline gelmiştir.