Uncategorized Posts

“Hakikatle irtibatlı olmak kadar önemli başka bir şey yok şu dünyada.”

 

Gökhan Özcan‘ın bu günkü “Bir mektuba cevabımdır” başlıklı yazısında (Yeni Şafak, 26.11.2018) geçiyor başlıkta alıntıladığım cümle. Çok etkilendim bu cümleyi okuduğumda. Ne mutlu varsa gerçekten hakikatle irtibatlı olarak düşünenlere ve yaşayanlara! Ama böyle olmasa da, yazarın hemen o yürek hoplatan cümlesinin ardından dile getirdiği “Bu irtibat azala eksile pamuk iplikleriyle sürdürülür hale gelmiş bile olsa, çok önemli.” tesbitinin işâret ettiği durum da, onun dediği gibi, gerçekten çok önemli.

“Din gününde hepimiz fert be fert hesaba çekileceğiz.”

 

Başlıkta alıntıladığım cümle İsmet Özel‘in “İstiklâl Marşı Derneği” internet sitesinde yer alan “Tersinden Edebiyat Tarihi” üst başlığı altında yayınlanan “Mukaddeme 7” başlıklı ve 23 Kasım 2018 tarihli yazıda geçmektedir. Söz konusu yazının birkaç yerinden alıntılar sunacağım.

“Matematiğin hakikati, hakikatin matematiği karşısında âcizdir”

 

Başlıktaki söz, Gökhan Özcan‘ın “Büyük hayat ve küçük hayatlar” başlıklı yazısının (Yeni Şafak, 22.11.2018) sonlarında, şu iki cümlenin ikincisinde geçer: (…) Ancak bu savaşların hiçbirinde inananlar niceliğin ürkütücülüğüne kapılarak savaşa katılmaktan geri durmamışlardır. Çünkü hakikat yolunda mücadele edenler şunu bilirler: matematiğin hakikati, hakikatin matematiği karşısında acizdir.

Rubûbiyyet ve ubûdiyyet’e dâir ilgili eserlerden alıntılar

 

“Eğer zât-ı ilâhiyye ulûhiyyet, rubûbiyyet, hâlikıyyet, râzıkıyyet, musavviriyyet gibi nisbetlerden ârî olsa idi, ilâh olmaz idi. Çünkü ulûhiyyet me’lûhiyyetle ve rubûbiyyet dahi merbûbiyyetle tahakkuk eder.” (Fusûsu’l-Hikem Tercüme ve Şerhi-II, M.İbnu’l Arabî, Terc. ve Şerh: Ahmed Avni Konuk, Hazırlayanlar: Mustafa Tahralı-Selçuk Eraydın, İFAV, 7. Baskı, 2017, s.54)

Birinci Dünya Savaşı’nın bitmesinin yüzüncü yıldönümü: etkinlikler ve özellikle Türkiye’nin tavrı üzerine M. Şükrü Hanioğlu’nun dedikleri

 

Dünya ölçüsünde değerli ve seçkin bir akademisyen ve entelektüel olan M. Şükrü Hanioğlu‘nun 18.11.2018 tarihli ve “Unuttuğumuz savaş” başlıklı bir yazısı çıktı. Belli ki, Birinci Dünya Savaşının sona erişinin yüzüncü yıldönümü nedeniyle kaleme alınmış bir yazı bu. Zîra, yazar ifade ediyor yazısının en başında o nedenle “tüm dünyada kapsamlı etkinliklerin düzenlenmiş olduğunu”. Ben bu yazıda üstünde durulan bir hususu, daha yazının başlığında ifade edilmiş bir duruşu /tavrı anlayarak aktarmaya çalışacağım. Yazar, bitişinin yüzüncü yıldönümünde “Birinci Dünya Savaşı ve Türkiye” konusunu bu yazı içerisinde nasıl ele alıyor, bu konuda Türkiye’nin tavrını nasıl görüyor ve değerlendiriyor; bunu yansıtmayı amaçladım.