Uncategorized Posts

” ‘Büyük tıkınma’ ya da edebiyatı edebiyatımsılarla öldürüş”

 

Hasan Bülent Kahraman’ın 9 Kasım 2018 tarihli yazısının başlığını bu yazının başlığında alıntıladım. Sadece bu başlığı görmek bile insanı ürpertiyor. Ne ki, yazarın “kendi izlenimini değerlendirmesi” gibi bir durumda değilim ama bir tuhaflık yok mu; bir yandan zâhiren edebiyatla ilgili bir kitap bolluğu varmış gibi, diğer yandan edebiyat âlemimizde okumaya değer, mutlaka okumanız gerektiğini düşündüğünüz kitaplar da, yazılar da, şiirler de 1970’li-80’li yıllarda olduğu gibi görünmüyor, duyulmuyor. Bu gazete yazısını ülkemizde günümüz edebiyatına dair okumam gereken bir yazı olarak buldum ve merakla okuyorum mesela; ama istisna gibi.

İsmet Özel’in en yeni yazısından bazı satırlar

 

“(…) Benim şiir yazma yükü altına girmemin anlamını ‘yazmak’ mastarıyla karşılamak zordu. Öyle ki, işe başlayarak yolu yarılama meselem olmadı; işe başlayarak işi bitirmiştim.

M. Şükrü Hanioğlu’nun gazete (Sabah) yazılarından alıntılar

 

Princeton Üniversitesi’nde (ABD) öğretim üyesi, Siyaset Bilimi ve Tarih alanlarında değerli ve seçkin bir bilim adamı ve entelektüel olan ve gazete yazılarının sıkı tâkipçilerinden biri olduğum M. Şükrü Hanioğlu’nun 2017 ve 2018’de Sabah’ta çıkmış yazılarının dördünden birkaç cümlelik ifadelerinden oluşan birer alıntı sunacağım.

Bazı -özellikle akademisyen ilahiyatçı- gazete yazarlarında belirgin olduğu izlenimini edindiğim bir özellik üzerine

 

Eskiden (1960’lı-70’li yıllarda) dînî kitaplar neşreden İmam-Hatip okulları ve Yüksek İslâm Enstitülerinde hocalık yapan isimleri ünlü kişiler günümüzdeki İlahiyat fakültelerinde akademisyen olan ve yazıları, kitapları çıkan kişilere göre çok çok az idiler.

“İlim” hakkında Tedbîrât-ı İlâhiyye’den bir bölüm

 

“(…)Sen ilim tahsili ile meşgûl olduğun vakit, başka türlü amel ile iştigâle vaktin uygun olmaz. Vakitlerini ilim tahsili işgal eder. Düşmanların seni başka amelden alıkoydukları için sevinirler. Halbuki o zavallılar bilmezler ki, ilim kendi hakikatinin verdiği şeyin gayrinden geri durur. Yani ilim öyle bir şeydir ki, neticede marifetullâha ulaştırır.