Fusûsu’l-Hikem Tercüme Ve Şerhi-II’den (Müellif: Muhyiddin İbnu’l Arabî, Tercüme ve Şerh: Ahmed Avni Konuk, Hazırlayanlar: Prof.Dr.Mustafa Tahralı-Dr. Selçuk Eraydın, M.Ü. İFAV 7. Baskı) alıntılar
” ‘Ve kân’Allâhu bi-külli şey’in muhîtâ’ (Nisâ, 4/126) âyet-i kerîmesine göre ‘Allah herşeyi, yani bütün varlıkları, hem ilmiyle hem de vücûduyla (varlığıyla -a.a.-) kuşatmıştır. Şu halde herhangi bir varlığın Hakk’ın vücûdu hâricinde müstakil bir varlığı yoktur. Eğer O’nun vücûdu hâricinde herhangi bir şey olabilseydi, O’nun sonsuz olan vücûduna bir had ve hudut çizilmiş olurdu ki, ‘mutlak vücûd’ hakkında bunun tasavvur edilmesi mümkün değildir. Öyleyse mutlak olan ‘vücûd’ birdir, sonsuzdur ve O’nun hâricinde, yani vücûdunun kuşatmamış olduğu herhangi bir müstakil (bağımsız -a.a.-) varlık yoktur.” (s. 15)
